Vatanseverlik ile demokrasiye bağlılık, zıt değil birbirini tamamlayan değerlerdir.
Yani halkın özgür iradesini kabul etmeyi bilmek ne kadar demokratlıksa, birilerinin vatanı kurtaracak fikirlerini başkalarına zorla kabul ettirmek yanlışına düşmemesi o kadar vatanseverliktir.
Türkiye geçmişte, vatanı kurtarayım derken demokrasiyi boğazlayanlardan az çekmedi.
Ama biz bu ülkenin seçilmiş iktidarların zorla al aşağı edildiği karanlık çağı artık geride bıraktığına inanıyoruz.
Vatanseverliği doğru algılamayan insanlar tek tük çıksa da yaratacakları risklerin sonuç alıcı boyutlara ulaşabileceğine ihtimal vermiyoruz.
Askerin rahatsızlığı
Bu güvenin kaynağı sadece sivil toplumun aydınlık güçleri değildir.
Askerler de ibretli tecrübelerle darbelerin hastalıkları iyileştirmeyip azdırdığını öğrenmişlerdir.
Hele Orgeneral Özkök döneminde Silâhlı Kuvvetler'in demokrasi değerlerine bağlılığı, bazı çevrelerde kızgınlık ve eleştiri nedeni olabilmiştir.
Siyasi iktidarın normalde böyle bir anlayışı takdir etmesi gerekir değil mi? Ama Şemdinli olayından başlayan ve çete spekülasyonları ile hızlanan tırmanış, kurumlar arasında toplumu tedirgin edecek boyutlara ulaşan bir güvensizliğin varlığına işaret etmektedir.
Nitekim Genelkurmay Başkanlığı'ndan dün yapılan resmi açıklama, askerlerin sivil yönetimin tavrından duyduğu rahatsızlığı tarihin kaydına geçirmiştir.
30 Mayıs'ta "Atabeyler Çetesi" operasyonu kapsamında üç ordu mensubu gözaltına alınarak Terörle Mücadele Merkezi'ne götürüldü. Genelkurmay Başkanlığı bu olaydan 31 Mayıs tarihli gazetelerden öğrendi.
Bugün tam zamanı
Polis böyle bir soruşturmada Genelkurmay'dan niçin bilgi saklar?
Kamu düzenine veya rejime karşı bir suç işlenmesi söz konusu ise iki kurum aynı tarafta değil midir?
Genelkurmay bildirisinde çelişkilerin "dikkat çekici" olduğu kaydediliyor.
Güven çatlağının nereye varacağını tahmin etmek kolay değildir. Ama daha önemli soru, devlet adamlarının bu durumu daha ne kadar seyredecekleridir.
Ankara komplo teorilerinden ve entrikadan geçilmiyor.
Hem siyasi, hem ekonomik istikrar zarar görmeye başlamıştır.
Anayasamız Cumhurbaşkanı 'na "devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme" görevini ve "gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu'nu başkanlığı altında toplantıya çağırma" yetkisini vermiştir.
Sezer bugün değilse ne zaman kullanacak bu yetkiyi?
İş Sezer'in!
Vatanseverlik ile demokrasiye bağlılık, zıt değil birbirini tamamlayan değerlerdir...
Haberin Devamı

