Deyimler sözlüğünde bu durum “iplikleri pazara çıktı” diye ifade ediliyor!
İtiraf birinci ağızdan geldi:
YÖK Başkanı Prof. Özcan Meclis Başkanı Toptan’ı ziyareti sırasında teknolojinin cilvesine uğradı. Bir TV kamerasının ses kaydı açık duruyordu.
Sır işte bu sayede açığa çıktı.
YÖK Başkanı Başbakan’ın kendisine şu uyarıda bulunduğunu anlatıyordu:
“Aman Hoca dikkat et; bir şey söylersin ipimizi çekerler!”
Bu uyarı Başbakan ile YÖK Başkanı arasında bilinçli bir risk ortaklığı kurulduğunu kanıtlıyor. Ortak bir hedefe sessiz ve derinden yürüme mutabakatı ifadesini bulmuştur.
YÖK Başkanı’nın açıklamalarını artık hep kuşkuyla değerlendireceğiz:
“Sözleri samimi mi, yoksa ipini gevşetmek için mi böyle konuştu?”
Başbakan’la YÖK Başkanı arasındaki teklifsiz yakınlığın deşifre olması bize şu kolaylığı sağlayacaktır: YÖK Başkanı’nın her sözü ve adımı, artık bileceğiz ki Başbakan’dan onay almıştır.
Mesela Prof. Özcan Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte şunu dedi:
“Rektörleri kendi hallerine bırakarak mükemmel işler yapacaklarını düşünüyorum. Konu edilen yasaklar (türban, katsayı) da kendi kendini ortadan kaldırılacaklardır!”
Eğer YÖK Başkanı bu görüşünü Başbakan’a danışarak açığa vurduysa demek ki rektörlerden Anayasa Mahkemesi kararını görmemeleri istenecektir.
Direnen rektörleri tehdit ve küfür ateşinde bunaltacak medya vardır. Hukukun yerde sürüklenmesini halka özgürlük diye pazarlayacak uyuşturucu satıcıları da her daim hazırdır nasılsa.
Ama durun, galiba her şeye rağmen bir tesellimiz var:
Başbakan’ın “İpimizi çekerler” diyerek korktuğu güç nedir?
Nerededir o koruyucu?
Dua edelim de hukuk olsun, yargı olsun, cumhuriyet değerlerine bağlı insanların sabrını taşırmaktan doğacak vebal olsun o!
Sanatçı
Besteci ve piyanist Fazıl Say kendisine yakışanı yaptı ve sözlerini geri aldı.
Say bir Alman gazetesine “İslâmcılar kazandı, ülkemi terkedebilirim” diye demeç vermiş, sözleri tartışmalar ve tepkiler yaratmıştı.
Sağduyu hemen sanatçıyı uyardı:
Sen örneksin, sana inandığın değerler için mücadele etmek yakışır...
Ve Fazıl Say “Eğer günün birinde karanlık güçler cumhuriyetimize ve ulusal değerlere hayat hakkı tanımazsa onlara teslim olacak değiliz” diyen bir açıklama yayınladı.
İnandığı şeyi mi söyledi yoksa rolünü mü oynadı bilemeyiz ama şu çabası önemli: “Sanatçı, alnında ışığı ilk hissedendir” özdeyişinden “Sanatçı, karanlığın tehlikesini ilk hissedendir” sözünü türetmiş.
Kapıldığı güvensizlik duygusunu kişisel sorunu görmek en büyük yanlış olur.
Bu sese keşke herkesten önce iktidar kulak verse.
Güvensizlik kimin suçu, buna tarih karar verecek ama huzursuzluğun sorumlusu iktidardır!

