Başbakan’ın dünkü grup konuşmasını dinlerken yemin krizinin aşılacağı umuduna kapıldım.
Başbakan “bir müjdeyi paylaşmak” istediğini belirterek ekonomik büyümede Çin’i ve Arjantin’i geride bırakarak dünya birincisi olduğumuzu haber veriyordu.
Ekonomik büyüme refah artışının da göstergesidir.
Evet, bizdeki büyümede seçim için yaratılmış bolluğun ithalâtı finanse etmek için göze alınan dış borcun etkisi yok değildir.
Ama hormonlu da olsa yılın ilk çeyreğinde Türk ekonomisi yüzde 11 büyümüş, dünya bize imrenerek bakmıştır.
Büyüme rakamı yabancı yatırımcılar gözünde Türkiye’nin cazibesini artıracaktır.
Maliyeti yüksek de olsa ortada bir başarı vardır ve iktidar için ilk hedef bu başarının sürdürülmesidir.
Çünkü son seçimde bir kez daha gördük ki sandıktaki başarının en sağlam garantisini ekonomik büyüme sağlıyor.
Gereksiz risk
Ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması hesap ödeme vakti geldiğinde buna hazırlıksız yakalanmamanın koşuludur.
Tabii ki böyle devam edemeyiz. Hormonlu büyümenin bedeli olan cari açık tehlike sınırını aşmıştır. Cari açığımız milli gelirin yüzde sekizi oranına dayanmışsa tedbir almayı daha fazla erteleyemeyiz.
Dışarıdan bir olumsuz etki olmazsa ekonomimiz büyümenin bedelini ödeyecek güce ve yeteneğe sahiptir.
Ama bir şartla: İçeride siyasi istikrarsızlık olmayacak...
Şu anda katlanamayacağımız tek şey, ekonomide güvensizliğe sebep olacak siyasi çatışmalardır.
Büyümede rekor haberinin mutluluğu Başbakan’ı daha anlayışlı yapmalı idi.
O başarının bedelini ödeme mecburiyetinden kaynaklanan sorumluluk da meclisteki yemin krizini uzatmadan tatlıya bağlama arzusu yaratmalıydı.
Ama öyle olmadı.
Adeta önündeki dört yıllık dönemi en yüksek verimle kullanmak için marifet ve özveri gösteren değil, ülkeyi erken seçime götürmek için “inceldiği yerden kopsun” diyen bir Başbakan görüntüsü sergiledi.
Krizde dün uzlaşmadan biraz daha uzaklaştık.
Yaman çelişki
CHP lideri “Sorun çözülene kadar yemin yok” derken Başbakan’ın cevabı da “reste rest” katılığında oldu:
“İster gelsinler, ister gelmesinler!”
Evet, yemin etmeme sebebini halka anlatmakta CHP her gün biraz daha sıkıntıya düşebilir.
Ama yeni seçilmiş milletvekillerinin hapisten çıkarılmamasını açıklamak da AKP için kolay olmayacaktır.
Pek çok Batılı ülkenin terörist saydığı Hamas’ın demokratik seçimden geçerek arındığını savunan Başbakan, Balbay’ın Haberal’ın, Alan’ın seçilme haklarının gasbını nasıl anlatacaktır?
Dün grupta, AKP hakkındaki kapatma davası sürerken Mustafa Balbay’ın “yargı da milli iradeyi temsil eder” diye yangına körükle gittiğini hatırlatıyordu.
Bu hatırlatma, Başbakan’ın bir intikam hazzı yaşadığını ele veriyor. Bizce yazık ediyor.
Seçimin sunduğu fırsatları harcamaktır bu.
İntikam şartsa onun da daha soylu yolları vardır. Meselâ Bernard Shaw şunu demiş:
“Bağışlamak kadar büyük ve tam intikam yoktur!”
İntikam şartsa...
Haberin Devamı

