Adalet ihtiyacı insanları devlet çatısı altında yaşamaya mecbur eden sebeplerin başında gelir.
Adaleti garanti eden devlet ve onun getirdiği hukuk düzeni olmasaydı nasıl bir cehennemde yaşardık?
Mağdurlar, suçluların cezalarını bizzat vermenin derdine düşerlerdi.
Bugün bile yargının kötü işlediği toplumlarda bu yaşanmıyor mu?
İntikam duygusu kutsaldır.
Yargılı infazın yürümediği zamanlarda doğan boşluğu hemen yargısız infaz doldurur.
Şu anda Türkiye’de kim bilir kaç vatandaş “gücüm, imkânım olsa da intikamımı kendim alabilsem” hayalini kuruyordur!.
Suçtan zarar görmüş insanlarda böyle duygular uyandıran bir devlet iflâs etmiş demektir.
Yıl başından bu yana “insan kasabı” diye nitelenecek yüzlerce sanık sokağa salınmış durumdadır. İktidar, tutukluluk sürelerini sınırlayan CMK maddesinin yürürlüğünü erteleseydi bu rezalet hiç yaşanmayacaktı.
Masum insanları boğarak öldüren Hizbullah canileri yanında yığınla katil aramızda dolaşıyor. Bunlar yalnız toplumun adalet duygusunu zedelemiyor, kamu düzenini ve can güvenliğini de tehdit ediyor.
AİHM’nin yardım eli...
Tahliyelerin çoğu, hüküm verilmiş dosyalar Yargıtay’da onay beklerken gerçekleşti. AİHM “Yerel mahkemenin mahkûm ettiği kişi tutuklu değil hükümlü sayılır” yönünde bir karar vererek bize yardım eli uzattı ama anlaşılmaz bir inat, bu değerli fırsatı ziyan etti.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu “yerel mahkemenin kararı ile birlikte hükümlülüğün başlayacağına” dair görüşü yerinde bulmadı.
Şu anda yakınlarının kanları yerde kaldığı için kahrolan, adalet için kendi inisiyatifi ile ne yapabileceğini ümitsizce düşünen, bir kısmı da şikâyetçi oldukları canilerin gazabına hedef olacağından korku duyan insanlar acaba neler hissediyor?
İşte Ali Asaf Yenisey’in yakınları... Kızı “nefret içindeyiz” diyor.
Yedi yıl önce ailenin babası İstanbul Zekeriyaköy’deki villasını basan kişiler tarafından soygun amaçlı olarak boğazı kesilerek öldürüldü.
“Ben mi öldüreyim?”
Katilleri müebbet hapse hüküm giydi, dosyası Yargıtay’da beklerken “tutukluluk süresi doldu” gerekçesiyle serbest bırakıldı.
İşte 16 yaşındaki kızları “Testere” filminin verdiği ilhamla öldürülen Urlalı ailenin yakınları...
Talihsiz Funda’nın babası acı ve korku içinde.
Şu sorusuna cevap istiyor:
“Adalet bizi sırtımızdan vurdu. Kızımızı öldüren cani bırakıldı. Duruşmada ‘çıkınca sülalenizi kurutacağım’ diye tehdit etti bizi. Savcılarımız, hâkimlerimiz benim onu öldürmemi mi istiyorlar?”
Adaletin aksamaya başladığı yerde hiçbir değer sağlam kalmaz.
Yargı, kurum olarak bu adaletsizliğe acilen çare bulmalıdır.
Ayrıca unutmamak lâzım ki bu haksızlıklar, iktidarın yargıya yönelik niyet ve eylemlerine bahane üretiyor!
İntikam kutsaldır
Haberin Devamı

