Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmak bahanesiyle Meclis’e sunulan kanun teklifi gerginlik yarattı.
Teklif sahiden de gerekçesinde savunduğu yararlı amaçları, doğru hedefleri vaat ediyor mu?
Çok şüphelidir.. Bir yandaş gazetenin manşeti gerçeği itiraf ediyordu dün:
Yapılan, imam hatiplerin orta kısımlarını kapatan 28 Şubat’tan rövanş almaktır!
Dolayısıyla bu yasa teklifi, intikam operasyonlarının zaaflarıyla sakatlanmış bir projedir.
Projeye en etkili itirazı patronlar kulübü olan TÜSİAD seslendirdi.
Bilirsiniz; Başbakan iktidarın taraf olduğu meselelerde TÜSİAD’ın “tarafsız” kalmasını bile affetmiyor.
Tehlike ciddidir
Referandum öncesi “bitaraf olan bertaraf olur” diye üstü kapalı tehditte bulunması unutulmadı.
Sanayi Bakanı Nihat Ergün dün o olaydan esinlenerek olmalı “TÜSİAD bazı çekingenliklerini üzerinden atmış görünüyor” diyordu.
Çok normal değil mi?
İktidar TÜSİAD’ın bu çıkışını ceza verilmesi gereken bir cüret olarak değil, kendisi için de yararlı olacak zorunlu bir uyarı olarak değerlendirmelidir.
Demek ki TÜSİAD eğitim reformu diye sunulan bu projeyi, “bertaraf olma” korkusunu bile ikinci plana iten bir tehlike saymış ve gözünü karartmıştır.
Bu çok doğaldır. Çünkü TÜSİAD’la beraber pek çok sivil toplum kuruluşunun dile getirdiği sakıncalar, toplumun geleceği için sorumluluk duyan ve taşıyan herkesin itiraz hakkını kullanmasını gerektirecek önemdedir.
Neresi reform?
Zaten teklifin hükümet tasarısı olmaması, bir kısım milletvekili tarafından imzalanan teklif niteliği taşıması pek çok şüpheci sorunun cevabını veriyor.
Uzmanların okuduğu gibi
4 yıl dilimlerle üç parçaya bölünmüş yeni düzende zorunlu eğitim fiili anlamda
4 yıla inecek, kızlar açık eğitim bahanesiyle eve kapanacak, erkek çocuklar da 10 yaşında çırak yapılacaktır.
Çocukları tarikatların, cemaatlerin çekim alanına savurmak nasıl bir eğitim reformudur?
Kızlar türbana küçük yaşta girsinler, imam hatiplerin orta kısımları eskisinden de yaygın bir yaşam alanı bularak geri gelsin diye bu yanlışları göze alanlara sormak lâzım; Değer mi?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı projesi eğitim devrimidir.
Kanun teklifine konu olan hareket bir reform sayılamaz. Ona olsa olsa “karşı devrim” teşebbüsü denilebilir.
Çünkü bu ideolojik proje eğitim birliğini yıkıp din eğitimini, korunan alternatif bir yol olarak hayata geçirme hayaline dayanıyor.
Eğitim bir toplumun geleceğidir. Bir reform önerilecekse sorumluluğunu Milli Eğitim Bakanlığı almalıdır.
Şu anda yetkisiz insanların önerdiği bir sözde eğitim reformuna Milli Eğitim Bakanlığı’nın destek verdiğini gözlüyoruz.
Adeta bir kukla tiyatrosu izliyoruz.
Eğitimi daha fazla ciddiye alan bir Milli Eğitim Bakanlığı’nı hak etmiyor muyuz?
İntikam çocukları
Haberin Devamı

