İnsanlık utancı

Haberin Devamı

Kelimelerin yetersiz kaldığı ve anlamlarını yitirdiği bir noktadayız.

Yine de insan kılığına girmiş şeytanlara karşı çaresizliğe düşülemez.

Bir İngiliz gazetesi, kimyasal başlıklı füze ile çoğu kadın ve çocuk 1300 kişinin feci şekilde öldürüldüğü saldırıyı haber verdiği ön sayfasına “Suriye’nin en karanlık günü” manşetini atmış.

Savunmasız bebeklere bile acımayan canavar ruh, şimdi kitlesel yok etme yönteminde yeni bir imkâna kavuştuğunu mu düşünecek?

ABD Başkanı Obama “Kimyasal silâh kırmızı çizgimizdir” demişti.

Bir yıl içinde Suriye kimyasal silâh kullanıp kullanmadığı konusunda 14 kez BM denetçilerinin aramalarına tabi tutuldu.

Bütün suçu Esad’a yüklemek mantıklı mıdır?

Dar açılı bir bakışın, nasıl olsa hesabı sorulmuyor diye yeni katliamların davetiyesini çıkardığını görmek gerekiyor.

Küresel sistemi kazaya uğramaktan koruyan mekanizmalar keşke daha hızlı çalışıyor olsa.

BM Güvenlik Konseyi Rusya ve Çin’in inadı kırılamadığı için karar alamadı.

Günün adamını ve günün ibretini ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’in yarattığını teslim etmek zorundayız.

Amerikalı Başkomutan isyancıların iktidarı ele geçirdiklerinde Amerika’nın çıkarlarını destekleyeceklerine inanmıyor.

İndependent gazetesine göre komutan, işte bu yüzden Suriye’ye karşı yapılacak sınırlı bir müdahaleye bile karşı olduğunu söylüyor.

Şam’daki katliamın kurbanlarını gördükten sonra da inadını sürdürüyor olabilir mi?

Bir kaç gün beklemek lâzım...

Bir taşla iki kuş vurmak...

Çözüm sürecinin muhtaç olduğu en değerli şey, tarafların güven içinde hareket edecekleri zemini hazırlamaktır.

Geriye kalan vakti bu amaçta değerlendirmeliyiz.

Çaresi, Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk üç maddesinin dokunulmazlığına saygı göstermektir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni tarif eden bu maddelerin koruyucu fonksiyonlarından vazgeçmek toplumu yeni kutuplaşmaların karanlıklarına sürükler.

Komisyon üyesi MHP’li Bal şunu dedi:

“Sanki yeni bir devlet kuruyormuşuz gibi.. Hatta 21 Mart’ta beyanatı okunan Öcalan’ın ifade ettiği gibi Ortadoğu federasyonunu çağrıştıran bir takım ibareler oldu. Kesinlikle karşıyız bunlara.”

Başbakan’ın duruşu ve söylemi değişmedi: “Tek devlet, tek millet, tek bayrak...”

Bu üç kavramı ortak zemin yaparsak iki çözüm de gerçekleşir.

Hem terörün bahanesi biter, hem yeni bir anayasamız olur!

DİĞER YENİ YAZILAR