İnşallah iftiradır!

Haberin Devamı

Frankfurt mahkemesinden gelen haberler Başbakan hesabına korkunçlaştı!

Deniz Feneri soruşturmasında başrolü oynayan polis şefi Alexander Böhm dün şoke edici açıklamalarda bulundu.

Başbakan’ın partisini bu günah batağından kurtarmak amacıyla yaptığı itirazların neredeyse tümü, adaleti saptırmaya çalışanlara kanun adamlarının gösterdikleri acımasız sertlikle püskürtüldü.

Başbakan baştan beri bu merhamet soygunculuğu ile ilgileri, ilişkileri olmadığını, çamura bulaşanları da tanımadığını söylüyordu, değil mi?

Dün açıklandı ki, Başbakan Deniz Feneri’ni izlemek bir yana, tanımadığını söylediği kişileri kurtarmak için bir yıldır gizli faaliyetlerin içindeymiş!

Bu konuda o kadar meydan okuyucu tavırla yalanlamalar yaptı ki, insan Başbakan’ın doğruları gizlemek uğrunda bu kadar büyük riskler alabileceğine inanmak istemiyor.

Düşünün “ilgilimiz yok, haberim yok” demişti ama geçen yıl Ankara’da Alman Büyükelçisi ile “fener görüşmeleri” yapmış.

Önce kendisi, sonra Adalet Bakanı Büyükelçi’ye “Bu soruşturma neden bu kadar uzun sürüyor?” diye soru sormuş.

Büyükelçi de Türk Başbakanı’nın kendisine “cevap veremeyeceği sorular” sorduğuna dair hükümetine kripto göndermiş...

Gıyabında yargılanmış gibi

Polis şefi Böhm bu kadarla kalmadı.

RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın kuryeliğinden girip suçlanan kişilerin Başbakan Erdoğan’la yakınlığını belgeleyen video görüntülerine kadar pek çok delil sundu.

İktidar medyasındaki arkadaşların bu haberleri nasıl vereceklerini bütün gün merak ettim. Onlar hesabına bu iddiaların “iftira” olmasını bile diledim.

Gurbetçilerin dolandırılmasında yüksek dereceli siyasetçi ve kamu görevlilerinin rol aldığının anlaşılması ile ortaya çıkacak ayıbın gölgesi Türkiye’nin üstüne düşmesin diye de böyle olmasını istedim.

Ama hayır dünkü duruşma adeta Başbakan Erdoğan’ın gıyabında yargılanması olmuştur. Ve sonunda vicdanlarda oluşan hüküm, AKP’nin ve yönetici kadrosunun ağır vebal taşıdığıdır.

Deniz Feneri davasını izleyen ve halkı haberdar eden gazete ve TV’lere karşı Başbakan’ın gösterdiği aşırı öfke ve göze aldığı tehdit ve şantajların sebebi şimdi daha iyi anlaşılmıştır.

İmar ve iman yolsuzluğu

Dün eklenen bilgilerin tamamladığı resim şunu anlatıyor:

Alman adaleti, gurbetteki vatandaşlarımızın inançlarını ve acıma duygularını sömürerek milyonlarca euro dolandıran kişileri yakalamıştır.

Türkiye’den siyasi sorumlular adalete yardımcı olacak katkılarda bulunarak dolandırılan insanların haklarını koruyacak yerde tutuklanan sanıkları kurtarmanın gayretine düşmüşlerdir.

Başbakan’ın hitabet sanatını öfke ile etkinleştirmekteki ustalığı, bu gerçeklerin üstünü örtmeye yetmez artık.

Bülent Arınç “Yolsuzluğa bulaşanların Allah cezalarını versin” bedduası etmekte umarız acele etmemiştir ve dileriz pişman olmaz.

Çünkü iman yolsuzluğu imar yolsuzluğu kadar kolay unutulmaz.

İman yolsuzluğu “Allah’la aldatmak”tır ve halk bu suçu işleyenlerin öbür dünyadan önce bu dünyada cezalandırılmasını ister.

Başbakan bu meselede öfke karambolu yaratmaktan vazgeçip halkın adalet duygusunu tatmin edecek bir rotaya girmelidir.

Kaçışı yok bu işin...

Ya yardan ya serden vazgeçecektir!

DİĞER YENİ YAZILAR