Başımızdaki iktidarın adı Adalet ve Kalkınma Partisi, amblemi ampul..
Kalkınma konusundaki marifetine, kalkındırılan yandaşları kefil olabilirler ama adaletini nerede ve kimlere gösteriyor; bunu bilen, gören pek yok.
Ampul açıklığı ve şeffaflığı simgeler. Siyasette aydınlık sürekli ise değerlidir. "Aç-kapa" varsa, sürekli karanlıktan bile kötüdür.
Maliye Bakanı Unakıtan'ın, 2009 yılına kadar 29 bin kamu çalışanını işten çıkaracaklarını bildiren mektubunu kamuoyuna duyurmaması için Dünya Bankası Başkanı'ndan ricada bulunması bir skandaldir.
İktidar IMF ve Dünya Bankası'nın disiplin tedbirlerine harfiyen uyarak iyi ediyor. Tek eksik duygu ve inançtan yoksunluk..
O yüzden uygulayacağı tensikatın özelleştirme çerçevesinde ülke yararına ve kaçınılmaz olduğunu savunamıyor, ışığı kapatmayı tercih ediyor.
Maliye Bakanı Unakıtan geçen gün, mayıs ayında bütçenin ilk kez açık değil fazla verdiğini övünerek açıkladı. Memnuniyet verici bir tablodur ama ne pahasına elde edilmiştir ona bakmak gerekiyor.
Türkiye'de devlet serbest çalışanlardan doğru dürüst vergi toplayamıyor. Bazı kuyumcuların bile asgari ücret alan işçinin ödediği vergiyi vermediğini, bunun yıllardır böyle devam ettiğini bilmeyen yok.
Bu kaçağın üzerine gitmediği için iktidarlar dolaylı vergileri artırarak ve yeni vergiler icat ederek kaynak yaratmaya çalıştılar.
Ama vergi koyma gücünü en acımasız kullanmakta AKP iktidarı, öncekilere fark atti. AKP sayesinde Avrupa'nın en yoksulu Türkiye, kıtanın en pahalı akaryakıtını kullanıyor.
Keşfettikleri son "sorma ver vergisi" cep telefonu kullanıcılarına fatura edilecek. Zaten yüzde 25 Özel İletişim Vergisi ve yüzde 18 KDV var. Şimdi her ay bir milyon lira da çevre vergisi alacaklar. 150 milyon liralık konuşma mı yaptınız, 230 milyon lira ödeyeceksiniz.
Tüketimi vergilendirmek iyidir ama ölçüyü kaçırmamak koşulu ile. AKP kaçırmıştır.
Dolaylı vergilerin payını düşüremezse AKP'nin başarısı tersine dönecektir.
Sürekli adaletsizliği hiçbir toplum finanse edemez!
CHF'de havalar..
Deniz Baykal'ın ne tepki göstereceğini merak ederek akşama kadar bekledim. Ama çıt çıkmadı..
Oysa son kurultayda, savcı ve yargıç yetkilerini üstünde toplayan bir hükümdar gibi Mustafa Sarıgül'ü mahkûm etmiş, koltuğuna göz koyma yanlışını partiden attırarak ona ödetmişti.
Mahkeme dün Şişli Belediye Başkanı Sarıgül'ün partiden ihraç kararını iptal etti.
Kurultay kürsüsünde Sarıgül'ü dünyaya rezil eden iddiaları, suçladığı kişinin dava edilmesine yetmemiştir. Üstüne üstlük adalet, ihraç ettiği kişiyi partiye iade etmiştir.
Lider böyle bir durumda susar mı? Uğradığı bir hezimetse susar tabii, ne diyecek?
Sarıgül dün koşullar ne olursa olsun gemiyi terk etmeyeceklerini söyledi. Ama herkes onun kadar sabırlı ve sebatlı olamıyor.
İstanbul Milletvekili Memduh Hacıoğlu CHP'nin üç yılda giderek daha fazla içine kapandığını, proje üretemediği için popülizmi besleyen bir parti haline geldiğini belirterek dün istifa etti. Baykal ona da "Dur; gel konuşalım" demedi.
CHP'de lideri beğenmeyenlerin eleştirme, alternatif politikalar üretme ve liderin yerine talip olma haklan yoktur.
CHP'nin demokratik kalitesi sürekli düşüyor ama antika değeri maşallah artıyor!
İnsafsız vergiler
Başımızdaki iktidarın adı Adalet ve Kalkınma Partisi, amblemi ampul..
Haberin Devamı

