İnsaf Deniz Bey!

Siyasetçilerin algılama yeteneği mi azaldı, yoksa bazıları halkı aptal mı zannediyor?

Haberin Devamı

Siyasetçilerin algılama yeteneği mi azaldı, yoksa bazıları halkı aptal mı zannediyor?

İletişim olanaklarından yoksun bir ülkeye gidip de dün öğleden sonra yurda dönen bir CHP sempatizanı, havaalanında Deniz Baykal'ı TV'den izlemiş olsaydı, herhalde "yaşasın" diye bağırıp şapkasını havaya atardı.

Baykal'ın ağzı, geçmiş yerel seçimlere göre oylarını artırdıklarını söylerken, vücut dili gerçekleri tersine çevirme çabasının işkencesi altında acı çektiğini gösteriyordu.

Gerçek, meclisteki tek muhalefet partisinin bir buçuk yılda gerilediği, toplumdaki değişim talebini cevaplayan AKP'nin ise oylarını yüzde ona yakın artırdığıdır.

Evet AKP'nin kurumsal kimliği henüz oluşmamıştır ve oy verenlerin partiye aidiyet duygusu ile bağlan perçinlenmemiştir.

Ama Tayyip Erdoğan bunu görerek çalışıyor ve liderlik sınavlarında fark yaratıyor.

Referandum gibi
Başbakan seçim gecesi AKP'nin büyümesinden tedirginlik duyanların hissiyatına saygı gösteren "ezdik geçtik, sildik süpürdük" gibi yorumlardan sakınan bir konuşma yaptı.

Sonuçları iktidar icraatının halk tarafından onaylandığına yorumladı, başarının başlarını döndürmeyeceğini, tersine sorumluluklarını artıracağını söyledi, propaganda dönemindeki günahlarını da kazanan belediye başkanları arasında parti ayrımı yapmayacaklarını taahhüt ederek düzeltmeye çalıştı.

Pazar günkü seçim AKP iktidarının meşruiyeti ile ilgili tartışmaları geride bırakmıştır. Çünkü bir genel seçim olsaydı bu oy oranları ile AKP yine en az bugünkü milletvekili sayısı ile mecliste ve iktidarda olacaktı.

Prof. Eser Karakaş'ın dediği gibi bu seçim bir referandum yerine geçebilir.

Ekonomik ve siyasi istikrarı kaybetme korkusu ile AB ve Kıbrıs'ta çözüm politikalarını destekleme duygusu, AKP'nin başarısını inşa eden sebeplerdir. CHP'nin görüntüsüne de kuşkucu ve tutucu dış politika muhalefeti damgasını vurmuştur.

Acı gerçek delili
Değişim ve istikrar şansının AKP ile yakalanacağını düşünenler pazar günü herhalde çok az fire verdiler. Buna rağmen seçime katılma oranı görülmemiş ölçüde düşük oldu.

16 milyon kişi, yani her yüz seçmenden neredeyse 40'ı oy vermeye gitmedi.

Laik duyarlılıkları nedeniyle AKP'den uzak duranların bir kısmı, alternatif bulamadıkları için oy kullanmadı. Bu seçmen davranışını AKP'ye dolaylı bir kredi gibi okumak gerekir.

Eğer Kıbrıs'ta çözüme ulaşılır ve Türkiye AB üyeliği yolunda aralık ayı sınavını geçerse bu dolaylı destek aktif hale dönüşebilecektir.

AKP'nin takıyye yaptığı şüphesi taşıyanların geri kalanlan gidip CHP'ye oy verdilerse Baykal'a rağmen verdiler. Dün Baykal'ı dinlerken bu seçmenlerin ne düşündüklerini tahmin etmek zor değildir.

Eminiz birçokları "Baykal koltuğundan vazgeçmemek uğruna benim hassasiyetimi kötüye kullandı. Kendine yonttu. Yazıklar olsun" diyeceklerdir.

Baykal'a şunu hatırlatmak isteriz: CHP'li belediye başkanı adayları seçim afişlerinde genel başkanlanyla çekilmiş fotoğraflarını hiç kullanmadılar. Neden?

Çünkü Baykal yalnız kaybetmiyor; kaybettiriyor da..

DİĞER YENİ YAZILAR