İnsaf adaletin yarısı...

Haberin Devamı

Sabah karanlığında evinizin kapısını çalan kişi sütçü değilse bilin ki demokratik bir ülkede yaşamıyorsunuz.

Yaşadığımız ülkede demokrasi olmadığını kafamıza dan dan vuran olaylar, büyük tutuklamaların rüzgârı hafiflediği için şekil değiştirdi.

Şimdi, tutuklandıktan sonra içerde unutulan mağdurlar, yargılamayı uzatarak cezayı peşin kesen ve çektiren mahkemeler var.

Yani tablo değişse de adaletsizlik berdevam!..

Neden tutuklu?

Silivri’deki mahkeme yine isyanlara sahne oldu.

Sanıklardan Mustafa Özbek “20 aydır tutukluyum hâlâ savunmam alınmadı. Ne hakla tutuyorsunuz beni burada?” diye bağırdı.

Dünyaca ünlü organ nakli uzmanı Prof. Dr. Mehmet Haberal da aynı davanın sanığı ve neyle suçlandığını bilmeden tutuklu yaşamının 500. gününü geçen hafta tamamladı.

Onunla ilgili bir gerçek adalet gibi temel bir değerin uğradığı felâketi göstermesi bakımından ibret vericiydi.

Polisin gönderdiği resmi yazıya göre Haberal’a ait bilişim malzemesinin çokluğu ve bunların yüksek meblâğlar gerektirmesi nedeniyle kopyalar alınamamış, istenen incelemeler yapılamamıştı.

Polis “Ne yapalım?” diye savcılığa soruyordu.

Avukatı dün yazılı bir açıklama yaparak Mehmet Haberal’a ait bilgisayarın 17 aydan beri savcılığın bilgisi içinde Emniyet’te durduğunu belirterek şu soruların cevaplanmasını istedi:

“Bilgisayarlar incelenmemiş ve gerekli bilgilere ulaşılmamış idiyse savcılar hangi gerekçelerle müvekkilimizle (Mehmet Haberal) ilgili iddianameyi hazırlamıştır? Ve hangi delile dayalı olarak müvekkilimiz aylardır tutuklu olarak yargılanmaktadır?”

Demokratik bir ülkede adaleti geciktirmenin bahanesi olamaz. Ve adaletin ayağına dolanan çaresizliğin ceremesi suçlanan kişilere ödetilemez.

Bakan da gördü

Türkiye tuhaf bir ülke oldu. Zarar görenlerin hakkını korumak gerçekte devletin esenliğine hizmettir. Tabii “Adalet mülkün temeli” sözü süs değilse..

Ama bakıyoruz, yandaş kalemler bu hakkın savunulmasına bile “Ergenekoncu“ iftirası atarak şantaj yaparak geçit vermek istemiyorlar.

Nereye kadar? Toplum vicdanı, devletten üreyen haksızlığa daha duyarlıdır. Patlama olur, zulüm geri teper, zalimlik yapana döner.

Nitekim Adalet Bakanı bile dün düzenlediği basın toplantısı sırasında Silivri ile ilgili bir soruyu geçiştiremedi.

“Davaların ve tutukluluk sürelerinin uzaması ‘geciken adalet adalet değildir’ özdeyişini uyandırıyor. Davaların uzaması bizi rahatsız eder” dedi.

İktidarın referandum yoluyla bütün mahkemeleri Silivri’dekilere benzetmeye çalıştığını görebilenler için Bakan Sadullah Ergin’e inanmak kolay değil.

Tek teselli Bakan’ın “yargısız infaz” faciasını kabul etmiş olmasıdır.

Gerisi, yani kesin çözüm 12 Eylül’de, daha önce büyük zorlukları aşabilme yeteneğini kanıtlamış olan halkımızın aklına ve vicdanına kalacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR