İnat olmaz!

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi. Beyhude figanlar yine, beyhude eninler..

Haberin Devamı

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi. Beyhude figanlar yine, beyhude eninler..

Polis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Mesut Bedri Eryılmaz'ın 1 Nisan'da yeni TCK ve CMK'nın yürürlüğe girmesiyle değişecek yaşamımız hakkındaki öngörüleri korku verici.

Tevfik Fikret'in yüz yıl önce yazdığı yukarıdaki dizeler, isyan ifadesi ve pişmanlık itirafı olarak galiba yeniden güncelleşecek..

Doç. Dr. Eryılmaz şöyle diyor:

"Önce hiçbir hak ve özgürlük vermedik, şimdi hepsini birden veriyoruz. Bazı ceza maddelerimiz AB ülkelerinden daha ileride. Vur deyince öldürdük. Bu yasalar polisin keyfi davranışlarının önüne geçiyor. Ama boşluk da bırakıyor. Bu boşluğu şimdi suçlular dolduracak. Polisi cezalandırmaya kalkan yasama ve hükümet aslında vatandaşı cezalandırmış olacak.."

Sorguda sanık öldüren polisten yetkileri sıfırlanmış bir polis düzenine mi geçiyoruz 1 Nisan'dan itibaren?

Doç. Dr. Eryılmaz bunu söylüyor.

İpin ucu kaçtı mı?
"Polisin gözaltına almak istediği kişiyi savcı serbest bırakınca polis bir daha adam yakalamayacaktır. Suç soruşturma eğitimi almamış 3 bin savcı (en az 15 bin olması gerekiyor) bu işin altından kalkamayacağı için oluşan otorite boşluğundan suçlular yararlanacak, vatandaşlar da mağdur olacaktır."

Adalet Bakanı Çiçek "mazeret aramasınlar" diye polisi eleştirdi ama yükselen itirazlara kulak vermekte yarar vardır.

Çünkü asayişi sağlamak için dışarıdan polis getirtecek değiliz.

Doç. Dr. Eryılmaz'a göre suçla mücadele amacı ile kişi hak ve özgürlükleri arasındaki denge bu yasalarda kurulamamıştır.

"İnsan hakları fanatizmi" polisin yetkilerini kısayım derken sıfıra indirmiş ve büyük güvenlik boşluğu yaratmıştır. Örnek mi:

"İngiltere'de terör şüphelisi ilk 48 saat avukatıyla, 36 saat de yakınlarıyla görüştürülmez, bilgi sızmaması için. Bizde ise böyle bir sınırlama yok.."

Asla geç değildir..
Uyarılar ciddiye alınmalı. Çünkü Türkiye zaten şu anda asayiş durumu rezalet bir ülke. Caniler, gaspçılar, hırsızlar, kapkaççılar, zehir satıcıları kentieri av sahası yaptılar.

İstanbul Ortaköy'de bir hafta önce iki aracın kovalayıp kıstırdığı bir otomobilin içindeki iki kişiye tam 40 kurşun sıkıldı. Katiller hâlâ bulunamadı.

Ankara'da otomobil hırsızları, kendilerini gören bir bakkal çırağını tanık bırakmamak için kalbinden bıçakladılar.

1 Nisan'a bu havada giriyoruz.

Yani asayiş şahtı, şahbaz olacak!

Doç. Dr. Eryılmaz, önümüzdeki on yıl asayiş konuşacağımızı iddia ediyor. Güvenlik seçim kozu olacak, partiler seçimlerde "güvenliğinizi biz sağlarız" diye oy isteyeceklerdir.

Böyle giderse istedikleri oyu da alacaklardır. Can korkusu başka şeye benzemez.

İktidar "hızlandırılmış tren faciası" tecrübesini yeniden yaşamamak için komplekse kapılmadan yanlışları düzeltme ve eksikleri giderme basiretini göstermelidir.

İnsan hakları ile asayiş arasında denge kurmak sürekli bir arayıştır.

"Tükürdüğümü yalamam" veya "ok yaydan çıktı" demek olmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR