Üç hafta geçmeden ikinci tren kazası.. Acı ve şaşkınlık içindeyiz.
"Allah bizi korusun" diyemiyoruz artık. Çünkü hataları biz yapıyoruz. "Allah bu millete acısın" demekten başka elimizden bir şey gelmiyor ne yazık ki..
Pamukova'da 38 kişinin ölümü ile sonuçlanan hızlandırılmış facianın travmasını atlatamadan gelen bu ikinci şok, acaba aklımızı başımıza getirecek mi?
Pamukova'yı "takdiri ilâhi" ve "kem gözlerin nazarı" diye açıklayan teknoloji ve yönetim cehaleti uyanabilecek mi?
Vicdan borcu olan istifadan yan çizerek bir de siyasi ahlâk suçu işleyen Ulaştırma Bakanı, dünkü VATAN'da fiyaka yapıyor, ince ince intikam aldığını düşünüyordu:
"Tren seferleri başladı. Bir haftadır biletler yok satıyor. Hani tren emniyetsizdi? Hani tehlikeliydi?"
Gazetenin mürekkebi kurumadan dünkü kaza haberi geldi. Başkent Ekspresi ile Adapazarı Ekspresi Gebze'de çarpıştı, yine insanlar öldü, onlarca yaralanan oldu.
Ulaştırma Bakanı ve onu koruyan İktidar partisi mensupları bakalım şimdi Yaradan'a atfedilmiş yeni nasıl bir mesaj çıkaracaklar?
Bakarsınız ikinci kazayı, Ulaştırma Bakanı ve TCDD Genel Müdürü'nden kurtulma mecburiyeti yükleyen bir ilâhi uyarı sayarlar ve biz de kurtuluruz!
Şüphesiz dünkü olay, hızlandırılmış tren cahilliği ve suçluluğu yanında sıradan bir kazadır. Tek başına bir bakanı yiyecek özellik taşımıyor. Çünkü alt yapı eksiğinden 2 yıllık bir iktidar sorumlu tutulamaz.
Ama şu var: Pamukova, tekniğe meydan okuyan bir zihniyetin hezimetidir. TCDD örgütü moral bozguna uğramış, trenleri yürüten insanlar, siyasi ve idari yöneticilerine güvenlerini kaybetmişlerdir.
Bakan'ın ve Genel Müdür'ün koltuklarında oturmakta inat etmeleri artık, saygısızlıktan daha fazla bir şeydir.
Milletin hayatı ile daha fazla kumar oynamasmlar!
Özür tazminatı ödemeli
Bizde en çok bahsedildiği halde en seyrek görülen şey fazilettir, erdemdir!
Ahlâk, toplumsal geleneği oluşturan eğitimin temeli yapılmadığı için çamurdan kurtulamıyoruz.
Düzenin iktidarları daima kirlettiği bir toplumda siyasi muhalefetin birincil görevi fazileti savunmak, eylemlerinde yaşatmaktır.
"Devletin yağmalandığı bir düzende CHP'li Milletvekili Emin Koç'un yaptığı, mesele yapılacak suç mu?" diye sorulabilir.
Evet suç.. Çünkü Emin Koç'un tamah ettiği küçük bir menfaat de olsa onun kişisel zaafı, partisinin faziletleri savunan işlevine zarar verecektir.
Emin Koç, Star Gazetesi'nin muhabiri iken CHP milletvekili oldu ve gazeteye BDDK'nın el koymasından sonrası da dahil, çalışmadığı halde maaşını almaya devam etti.
Ne zaman ki bu haksız ödeme kesildi, Star'daki işten çıkarmalar ve gazeteye doldurulan AKP yandaşları konusunda soru önergeleri vermeye başladı.
Eleştirileri haklıdır ama çalışmadan maaş aldığı günlerde aklı nerede idi?
İyi ki gazeteden maaşını kestiler de bağımsızlığını kazandı!
Ama görevini yapmadığı 1,5 yılın milletvekili aylıklarını geri vermeyi düşünecek mi?
İnadın bedeli
Üç hafta geçmeden ikinci tren kazası.. Acı ve şaşkınlık içindeyiz
Haberin Devamı

