Siyaset sonu olmayan bir yarıştır. Marifet hızı kontrol etmek, patinaj yapmamaktır.
Danıştay töreninde yaşanan nahoş olay (isterseniz skandal diyebilirsiniz) hükümeti harekete geçirdi.
AKP kurmayları böyle toplantılarda “bir Feyzioğlu daha” görmek istemiyorlar. Kurumların özel günlerini düzenleyen tüzüklerde değişiklik yapılacağı söyleniyor.
Yapılması muhtemel düzenlemenin istenmeyen konuşmacı sürprizi yaşamamak için susturma tedbiri getireceği anlaşılıyor.
Şimdi sürat kazası ile sakatlanmış bir tüzük değişikliği görmeye hazır olmalıyız.
Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’nu edepsizlik yapmakla suçlayan Başbakan’ın öfkesinden hız alan yakın çevre umarız Barolar Birliği Başkanı’nın üstünü çizip yerine hükümetten bir temsilciyi kürsüye çıkarmak gibi bir düzenlemeyi çözüm niyetine önermez.
Görünmez darbeler!
Çünkü öyle çözüm olmaz. Olacak şey patinajdır ve Türk demokrasisi, bu olaydan aldığı dersle tekrarı yaşanmayacak bir kriz bahanesiyle avukatları susturacaktır.
Savunma yargının vazgeçilmez ayağıdır.
Hükümet kendini zorlayan her şeye darbe sıkıntıya sokan her kişiye darbeci deyip çıkıyor.
Eğer Barolar Birliği bu törenlerdeki söz hakkından mahrum bırakılırsa hayallerde üretilen darbe asıl o durumda olur!
İktidarda takıntı hâline gelen darbe olgusu toplumun ruh sağlığını bozuyor.
İktidar mağduriyet enerjisiyle besleniyor. Darbe ve darbeci, sıkıntı doğan her yer ve zamanda sis bombası olarak kullanılıyor.
Aralıktaki operasyon yolsuzluk soruşturmasıydı, bir anda darbeye çevrildi.
Korkuyla terbiye..
AKP’nin Afyonkarahisar kampında “paralel yapı” özel gündem olmuş, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının gerçekte birer darbe girişimi olduğu iddia edilmiş.
İçişleri Bakanı Efkan Ala, perdeye akseden görüntüler ve şemalar eşliğinde ispatlamaya çalışmış o ucuz atlatılan darbe girişimlerini..
Liman soruşturmasının, başarısızlığa uğrayan üçüncü darbe teşebbüsü olduğu iddia edilmiş..
Türkiye’nin zamanı ve enerjisi ziyan oluyor. Darbe girişiminin gerçek olduğunu, Erdoğan’ı “dönemin başbakanı” diye adlandıran bir belgeye iddianame diyerek darbeyi kanıtlamaya çalışanlar boşa kürek çekiyorlar.
Sahte delil üretme konusunda başyapıtlar çıkaran düzenbazların varlığı toplumun gözünü açmıştır.
Darbe ve darbeci in midir, cin midir?
Devamlı adları geçiyor ama bir türlü ele geçmiyorlar.
Halkı darbe korkusuyla terbiye etmek zalimliktir!
İn midir cin midir?
Haberin Devamı

