Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Devleti, milleti temsil eder.
Ülkenin imajından şikâyet edecek duruma gelmiş bir cumhurbaşkanının yapacağı tek şey; milletten özür dileyip emaneti iade etmektir.
Ama Abdullah Gül’ün bu yolu izlemeye pek niyeti yok.
Financial Times gazetesine verdiği demeçte siyasi krizin imajımızı zedelediğini öne sürüyor.
Gül’e göre AKP’ye açılan kapatma davası ile başlayan kriz, Türkiye’nin son yıllarda kazandığı olumlu imaja zarar vermiştir.
Ama insaf.. Temiz, borçsuz bir vicdanın onaylayacağı gerçek bu değildir.
Askerden önce yargı
Abdullah Gül yeminine bağlı bir Cumhurbaşkanı olsa krizin yanlış tarif edildiğini söylerdi. Çünkü krizden hele hele bir rejim krizinden asla söz etmemek lâzım.
22 Temmuz seçiminden sonra ihtiras ve kibrin tanınmaz hale soktuğu Tayyip Erdoğan’ın nereye doğru koştuğunu herkes görmüştü.
Hele türbanı üniversitede serbest bırakmak için anayasa değişikliğine gitmek, karşı devrim anlamında bir saray darbesiydi ki içeride ve dışarıda askeri müdahale korkularının sebebi olmuştur.
Ne mutlu ki rejimi koruyan demokratik sigorta bu defa devreye girmiş, cumhuriyete yönelen tehdidin önüne askerden önce yargı çıkmıştır.
Evet, bundan dolayı bir kriz doğmuştur ama 27 Nisan’daki e-muhtıranın avantasına alışanların uğradıkları hayal kırıklığının krizidir bu.
Onlara geçmiş olsun!
İmaj nasıl yükselir?
Cumhurbaşkanı Gül’ün de olaya böyle bakması gerekir. Görevi gereği yargının imajını ve itibarını da iktidarınki kadar özenle koruması gerekir.
22 Temmuz seçimlerini en yüksek isabetle tahmin eden araştırma şirketinin son bulguları, gerginliğin artmasından halkın AKP’yi sorumlu tuttuğunu, kapatma davasından kurtulmak için iktidar partisi anayasayı değiştirirse bunu onaylamayacağını, laiklik endişesinin üniversite bitirmiş yurttaşlar arasında yüzde 70’in üstüne çıktığını ve AKP’nin oy oranının Ocak’tan bu yana yüzde 12,5 gerilediğini ortaya koymuştur.
Türkiye’nin imajına kimler zarar veriyor; halk görüyor.
Kapatma davasından kaynaklanan krizin ülke imajını zedelediğini söyleyerek mahkemeyi etkilemeye çalışan bir Cumhurbaşkanı’ndan daha can sıkıcı törpü bulunamaz ülke imajı için.
Gül davayı hukukun üstünlüğünü kanıtlayan bir olay diye selâmlamalıdır.
Görevi budur, meselenin özü, doğrusu da budur. İmajımıza daha da fazla katkıda bulunmak istiyorsa, meselâ...
Bölgedeki Müslüman ülkelerin devlet başkanları ve eşleriyle birlikte çektirdikleri
-kimin Arap kimin Türk olduğu anlaşılamayan- fotoğraflara bakmalı;
Suudi Arabistan Kralı geldiğinde hediye mücevher verdi mi, verdiyse onu ne yaptı, söylemeli;
Küçük oğlunu sosyal sigorta kapsamına aldırmak için katlandığı ayıptan geri dönmeyi yenilgi saymamalıdır.
Şu birkaç adım bile ne güzel bir başlangıç olur?
İmaj törpüsü
Haberin Devamı

