İLO’ya hemen imza koyalım

Haberin Devamı

Dünya Çalışma Örgütü’nün “Madende Sağlık ve Güvenlik” başlıklı sözleşmesini Türkiye niçin imzalamıyor?

Emekli büyükelçi Onur Öymen doğru bir soru soruyor.

Maden facialarından kurtulmanın belki de en can alıcı adımı bu noktada atılacaktır.

Afrika ülkelerinin bile uymayı taahhüt ettikleri şartları Türkiye niçin kabullenmez?

Tabii ki sözleşmeye uygun hâle gelmenin maden şirketlerine büyük masraf açacağını bildiği için.

Yani kör olası para yüzünden!

Maden şirketleri yeni teknolojiye yatırım yapmak, eğitimli emek istihdam etmek yerine boğaz tokluğuna çalıştırdığı sendikasız işçilerle yürümeyi tercih ediyor.

Çünkü madencinin can pazarında sürekli ucuzluk var.

En ucuz şey insan hayatı bizde. O zaman maden sahiplerine ve hükümetlere getirdiği masraflı yükümlülüklere niçin para harcayacaksınız?

Bu zihniyet Soma faciasını doğurmuştur.

Son Zonguldak maden faciası ardından Meclis’te İLO’nun madende güvenlik normlarını belirleyen sözleşmesine hükümetin imzasını atması isteği gündeme getirilmişti.

Yine maliyetler artacak, rekabet gücümüz düşecek gerekçesiyle zamana terk edildi mesele. Ve fatura Soma’da karşımıza çıktı.

Maden faciasının sebebini ararken işe siyasi sorumlulardan başlamak gerekir.

Çünkü mesele kömür üretiminden önce insan hayatıdır.

Bütün arayışlar sebep diye bir yığın ayrıntı üretecektir. Oysa şu belli ki İLO sözleşmesine ülke olarak imzamızı koyduğumuz anda biz de madenlerinde insan zayiatını sıfıra indiren ülkeler sınıfına yürüyeceğiz.

O nedenle siyasi sorumluları belirleyerek çözümü aramak daha akılcı olacaktır.

Soma’dan üç hafta önce muhalefetin Meclis araştırması talep eden önergesi kabul edilse belki bu canlar ölüme gitmeyecekti.

Acılarımız zaman değirmeninde ufalanmadan hükümet İLO sözleşmesine Türkiye’yi dâhil etmelidir.

Dünya tecrübesini reddeden bir tavrı kendimize yakıştırmayalım!

Tekmeyle terbiye

İktidarın muhalif seslere tahammül yeteneği, yere düşen bir protestocuyu tekmeleme sınırına gelip dayandı.

Başbakan’ın danışmanlarından birinin Soma ziyareti sırasında bir göstericiye tekme atması, iktidarın “makbul vatandaş” normlarını yeniden düzenledi:

Acın da olsa sessiz bir kabulleniş olmalı.

Yok öyle bağırmak!

Hele protesto amacını belli eden sözler sarf etmek...

Yersin tekmeyi!

Bağırmak isteyen “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırsın.

Yetmiyor mu?

DİĞER YENİ YAZILAR