İlk aday çıktı

Sevgili izleyiciler, Türkiye'nin 11'inci Cumhurbaşkanı için aday kayıt işlemleri başlamıştır. Hayırlı olsun...

Haberin Devamı

Sevgili izleyiciler, Türkiye'nin 11'inci Cumhurbaşkanı için aday kayıt işlemleri başlamıştır. Hayırlı olsun...

Başbakan Erdoğan dün Makedonya dönüşü uçakta 11 ay sonra seçeceğimiz cumhurbaşkanı adayını tarif etti.

Manşette gördüğünüz gibi aslında kendini tarif etti.

Tayyip Erdoğan'a göre aday, Türkiye'yi temsil yeterliliğine, ülkenin birlik ve beraberlik zeminini hazırlama yeteneğine, ayrıca bu zemini iyi koordine edecek lider niteliklerine sahip olmalı.

Eskilerin "dört başı mâmur" dedikleri böyle bir karaktere Başbakan Erdoğan'ın kendinden başka hiç kimseyi yakıştırmayacağını onu tanıyan herkes bilir.

Ayrıca halk katındaki desteği partisinin önünde giden biri olarak böyle düşünmesini az gelişmiş demokrasimizin şartları ona hak olarak tanımaktadır.

Tarife uyuyor mu?
Gerçek bir demokrasi olsa ve de Erdoğan'ın çizdiği çerçeveye girecek kalitede birkaç karakter AKP'de bulunsa her şey başka olurdu. Meselâ...

Laikliği yeniden tanımlamak isteyen ve elinden gelse eğitim sistemini imam hatip üstünden tekrar örgütlemeye hazır tavrı ile;

Yürüttüğü türban inatçılığı ve yargıçlara dini konulardaki ihtilâflara bakarken ulemaya danışmalarını öğütleyen ölçüsüzlüğüyle;

Türk'ü bir alt kimliğe indirgeyen büyük yanlışı ile ve cumhuriyetin temel kurumlarına hücum etmekten bıkmayan fırsatçılığı ile kendi çizdiği çerçeveye oturmadığını biri çıkıp mutlaka söylerdi.

Bu gerçekleri gören ve Anayasa'da cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini okuyan herkes haklı olarak huzursuzluğa sürükleniyor. Çünkü Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa AKP iktidarı kendisini denetleyen çok önemli bir mekanizmadan yoksun kalacaktır.

Çünkü hem Çankaya'da Sezer olmayacak, hem AKP'nin başında kendisi olmayacak.

Macera riski öyle bir durumda başarı şansından daha fazladır.

En doğru uzlaşma..
İşte o nedenle çare arayanlar, erken seçim yapılsın ve cumhurbaşkanını yeni meclis seçsin önerisinde bulunuyorlar.

Bazıları da "Halk seçsin" diyor.

Başbakan bu yolları da kapamış, "Vakti gelince AKP grubu olarak adayın kim olacağına karar veririz" demiştir.

Artık belli ki "Sakın aday olma. Partini ve iktidar şansını tehlikeye sokma. Özal'ın ve Demirel'in yanlışına düşme" çağrılarına kulak vermeyecektir.

Çünkü kendisi aday olmazsa, boş kalacak meydanı kontrol edebilmesi ve rejim için endişe sebebi olmayan birinin seçilebilmesi garanti edilemeyecektir.

Şu aşamada Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma kültürünün belirleyici olmasına yönelik dualara "amin" demekten öteye bir şey yapamıyoruz.

En adil ve demokratik uzlaşmanın sandıkta sağlanacağını bilerek Cumhurbaşkanı'nı iki turlu seçimle halka seçtirmek için bir şey yapamaz mıyız?

Zorlamalıyız. Kâinat altı günde kuruldu, 11 ayda neler yapılmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR