İlginç bir dünya

Haberin Devamı

Referandumdan sonraki en dostça uyarıyı Amerikan Time dergisi yaptı.

Bir de Emirlikler’in Haliç gazetesi...

Dergi son sayısında “Türkiye’nin referandumdan güçlenerek çıkan lideri şimdi halkını birleştirmek zorunda” diye yazdı.

Bu yorum Başbakan Erdoğan’ın elde ettiği başarının ağır bir maliyet getirdiğini, halkı böldüğünü belirtiyor.

Ne yazık ki gerçek bu..

Time, Roma imparatorlarının zaferleri sonrasında gururlarını yenebilmek için bir köleyi “Unutma, sen ölümlüsün” diye bağırttıklarını hatırlatıyor.

Roma’ya gitmeye ne hacet; Osmanlı hükümdarları Cuma selâmlıklarında “alkışçı”ların bir ağızdan söyledikleri şu uyarıyı her hafta dinlerlerdi:

“Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!”

Time dergisinin yaptığı hatırlatma, açık bir endişe yansıtıyor.

Kamu imkânlarını kendine yontan ve muhaliflerini sert yöntemlerle bastırmaktan çekinmeyen bir yönetim anlayışının varlığı inkâr götürmeyen bir gerçektir ve Okyanusun öbür yanından da görülüyor.

Şartları düzeltelim

Liderin ayağı yerden kesilmemeli.

Demokrasiler hukuk devleti geleneği ile ve yargı denetimi yoluyla kendilerini koruyorlar.

Ama şunu biliyoruz ki, halkın onayını alan düzenlemeler yargı bağımsızlığı ile beraber kuvvetler ayrılığı ilkesini de zedeliyor.

Yüksek yargı kurumlarının oluşumunda yasama ve yürütmenin aktif rol oynamasının Batı demokrasilerinde çok görüldüğünü söyleyenler doğrunun bir kısmını ifade ediyorlar ama bunun çok farklı şartlar altında yürüdüğünü hatırlamayı ihmal ediyorlar.

Mesela bizde yargıyla ile ilgili seçimleri meclis basit çoğunluğa dayanarak yapacak.

Oysa Batı örneklerinde hep, muhalefetle uzlaşma zorunluluğu yükleyen nitelikli çoğunluk şartı aranıyor.

Sonra oradaki temsil olanakları yüzde 10 barajının adaletsizliği ile sakatlanmıyor.

Ayrıca oradaki milletvekilleri görevlerini yaparken liderlerine değil, seçmenlerine hesap verme mecburiyeti taşıyorlar.

Yani iktidarın dindar yandaşlarını yüksek yargıya yerleştireceğinden korkulduğunu Time’ın yazması sebepsiz değil..

Körfez’den demokrasi

Şimdi beklenen, yargı için tehlike oluşturan düzenlemeleri iktidarın fırsatçı bir anlayışla kullanmayıp, yargının hiç değilse tarafsızlığına zarar vermeyecek biçimde değerlendirmesidir.

Bugüne kadar yaşadığımız tecrübeler böyle bir duyarlılığı hayal çöplüğüne layık görecek kadar kötüdür ama yine de bunu istemeye hakkımız var.

Ve bu hakkı, Başbakan’ın referandumda “Hayır” diyen yüzde 42’yi kazanmak için gösterdiği istek veriyor bize.

Ayrıca zaferini alçak gönüllülük ve sorumlulukla değerlendirmesini ondan isteyenler sadece Batı’daki dostları değil.

Mesela Birleşik Arap Emirlikleri’nin Haliç gazetesi şunu yazdı:

“Erdoğan bu büyük halk desteğini abartmamalı ve ordunun kendisine ‘milletin kalbi’ demesi gibi kendisini ‘milletin ruhu’ olarak görmemeli.. Siyasi iktidarın ezici halk desteğine sahip olsa bile başka otoritelere zulmetmesini engelleyecek kurallara, hukuki ve anayasal dengelere ihtiyaç var. Ayrıca basın özgürlüğü için daha fazla garantiye ihtiyaç olacak.”

Emirlikler’den bile Erdoğan’a “otoriter ve baskıcı liderlerin yolundan gitmeyeceğini kanıtlaması” için çağrı yapılıyor.

Ne kadar ilginç bir dünyada yaşıyoruz...

DİĞER YENİ YAZILAR