İlâh gibi savcı

Haberin Devamı

Siyasi iktidar sabahlara kadar MİT Müsteşarı Fidan'ı özel yetkili savcıya teslim etmemenin çaresini aradı.

Nihayet formülü buldu ve başkentten dün derin bir oh sesi yükseldi.

Çünkü özel yetkili savcının en son hangi kapıyı çalmak isteyeceğini kimse tahmin edemez; o nedenle ihtimaller uykuları kaçırıyordu.

Müsteşar Fidan’a savcının yönelteceği sorular medyaya sızdırılmış, MİT vahamet taşıyan suçlamalara, soru kılığına sokulmuş ifadelerle hedef yapılmıştı.

Bunlar arasında PKK ile Oslo'da yapılan görüşmeler de yer alıyordu.

Ses kayıtlarında o dönem henüz MİT'in başına getirilmemiş olan Hakan Fidan'ın "Başbakan'ın özel temsilcisi" sıfatıyla orada bulunduğu açık - net belirtiliyordu.

Soruşturmanın daha sonraki bir aşamasında özel yetkili savcı, Başbakan'ın da ifadesini istemeye kalkabilir miydi?

CHP sözcüleri bu isteği seslendirmeye çoktan başlamışlardı bile.

Fakat hükümet kanadı da koruyucu düzenlemeyi aynı saatlerde tamamladı.

İyi düşünüldü mü?

MİT Yasası'nın 26'ncı maddesini değiştiren teklif Meclis Başkanlığı'na verildi.

Teklif özetle, "MİT mensuplarının veya Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilenlerin (...) özel yetkili mahkemelerin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması Başbakan'ın iznine bağlıdır" hükmünü getiriyor.

Bu yasa geçtiğinde Hakan Fidan'a henüz MİT mensubu değilken katıldığı Oslo buluşmasının hesabı da sorulamayacaktır.

Çünkü Başbakan izin vermeyecektir!

Kişiye özel yasa, günü kurtarma tedbiridir. Ve genellikle gözetilen hayırdan daha fazla zarar doğurur.

"Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere" seçilen bazı kişilere yasa ile sağlanacak olan dokunulmazlık için bir kez daha düşünmek iyi olur.

Faili meçhulleri temizlemeye ve demokrasiye ilerlemeye çalışırken önümüze yeni hendekler açmayalım.

"Kurşunu sıkan da, yiyen de şereflidir" diyen bir başbakan tekrar başımıza gelmez gelemez dememeliyiz!

DGM'ler kapanmalı

İnandığım çözümü tekrarlayacağım.

Bunu yaparken İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan'ın desteğinden yararlanacağım.

Kazan "Yapılacak tek iş derhal CMK'nın 250, 251 ve 252'nci maddelerini kaldırmaktır" diyor.

Yani özel yetkili mahkemeleri kaldırmak, kapatmak...

Turgut Kazan özel yetkili yargı düzenini doktor Frankeştayn'ın yarattığı canavara benzetiyor.

O canavar, Genelkurmay Başkanı'nın Yüce Divan'da yargılanacağına dair Anayasa hükmünü bile yok sayarak İlker Başbuğ'u kendi mahkemesine çıkarmış tutuklayıp hapse atmıştır.

İktidarın tek maddelik çözüm tedbiri dileriz çare olsun.

Ama bizce yırtık büyüktür ve tamir kabul edecek gibi değildir.

Özel yetkililerin kapısına dayanıp içeri atmayacağı kimse yok bugün ülkede.

Böyle bir tehdit varken kimse güvende olmaz. Kendini güvende hissetmeyen insanlar da özgür olamaz.

İktidar kendini kandırmasın.

Önünde sonunda bu mahkemeleri kaldırmaya mecbur kalacaktır.

Hasım saydıklarına karşı kullandıkları bu canavara artık "senden gelecek hayır Allah'tan gelsin" deme basiretini göstermelidirler!

DİĞER YENİ YAZILAR