İktidarlar adalet istemiyor..

Devletin bazı temel yükümlülükleri vardır; yargı, sağlık, eğitim, güvenlik gibi.. Bunlar ihmal edilemez

Haberin Devamı

Devletin bazı temel yükümlülükleri vardır; yargı, sağlık, eğitim, güvenlik gibi.. Bunlar ihmal edilemez.

İhmale uğradığı zaman sistem teklemeye, çürümeye başlar ve karmaşa doğar.

Dar görüşlü ve hasis politikalar ülkenin başına büyük dertler açar. Geleceği karartır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin'in "On yılını doldurmamış 4742 hakimin, aldıkları maaşların azlığı nedeniyle yoksulluk sınırının altında yaşadıklarını gündeme getiren konuşmasını geçen hafta işte o nedenle "Asıl adalet arayan insanlara acıyın!" yorumu ile yansıttık.

Çünkü Bumin "Hakim asgari ihtiyaçlarını karşılayacak gelire sahip değilse kendini ruhi bakımdan işine veremez" diyordu.

Bu, uyarı değil bir feryattı.

Ama ne yazık ki adalet açlığı çeken halkta uyandırdığı etkinin yarısını bile iktidar üstünde yaratmadı.

Devlet çaresiz mi?
Kimse "Devletin imkânları bu kadarına yetiyor" deyip sorunu örtemez. Adalet duygusuna zarar veren bu meselenin "Kaynak bulunduğu gün 2 milyon kamu personeli ile bir arada" çözüleceğini söyleyemez.

Önem ve öncelik sırası diye bir kavram vardır.

Üstelik bu meseleyi çözmenin parasal bedeli, elde edilecek büyük faydanın yanında devede kulak kalır.

Örneğin 9 bin hakim ve savcının maaşlarına 500 milyon liralık bir artışın yıllık maliyeti 59 trilyon liradır.

Artış 1 milyar lira olsa 118 trilyon olur.

Verimi artan bir yargının, israf ve yolsuzluk kanallarından katrilyonlar kaybeden bir ülkeye aldığını misliyle geri getirecek bir etkinlik kazanacağı belli iken bu vurdumduymazlığın sebebi ne olabilir?

Geçen hafta hakim ve savcılardan aldığım yüze yakın mesaj bu soruya cevap teşkil edebilecek yorumlar içeriyordu.

Yener Süsoy'la yaptığı röportajda Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in aynı kanaati seslendirmesi beni şaşırtmadı.

Kasıtlı fakirleştirme
Ama vurdumduymazlığa yönelik hükmün bu seviyeden açıkça ifade edilmesi, sanırım benim gibi pek çok kişiyi endişeye düşürmüştür.

Bumin şöyle diyor:

"Siyasi iktidarlar bunları bilerek ve isteyerek düzeltmiyor. Çünkü yargının ağır işlemesinde siyasi iktidarın menfaati var. İktidarlar adaletin geç işlemesinden memnundur. Hiçbir iktidar kendi yetkilerinin paylaşımından hoşlanmaz, denetlenmesinden ise nefret eder.

Adalet ağır, hantal çalışacak ki onlar da rahat rahat işlerini yürütsün.."

Geçim sıkıntısı çeken hakimler ve savcılar, sistemin ve ülke yönetiminden sorumlu iktidarların ayıbı ve günahıdır.

Adalet açlığı çeken toplumun bundan sonra asıl muhatabı iktidardır.

Çünkü sorunun kaynakla ilgili olmadığı, doğrudan siyaset sınıfının çıkarı ve bilinçli tercihi ile ilgili olduğu artık deşifre olmuştur.

Kötü niyet, milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmama inadında bile pis pis sırıtmıyor mu?

DİĞER YENİ YAZILAR