Anayasa Mahkemesi, laiklikle ilgili görüş ve duruşunu değiştirmiş bulunuyor.
Bu savın izlerini 4+4+4 düzenlemesinin iptal istemini reddettiği kararında görmek mümkün...
Davanın gerekçeli kararındaki “laiklik” yorumları tartışma yarattı. Çünkü mahkemenin 2008’deki türban kararını oluşturan laiklik anlayışı tamamen farklı idi.
2010 yılında Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştiren AKP iktidarının, beklediği sonucu aldığı anlaşılıyor.
Nitekim Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, mahkemenin ilk defa laiklik konusunda anayasadaki çerçeveye uygun bir karar verdiğini söyledi.
CHP’li Nur Serter ise kararın hukuki değil siyasi olduğunu öne sürerek “Anayasa Mahkemesi artık AKP’nin yan kuruluşu haline gelmiştir” dedi.
Beş yılda ters yüz
Bu eleştirinin isabetini ölçmek için mahkemenin laiklik eksenli 2008 ve 2013 tarihli kararlarını karşılaştırmak lâzım.
Mesela 2008 kararı “Laik devlette ulusal irade dışında herhangi bir dogma siyasal düzene yön veremez. Hukuksal kurallar dinsel buyruklar yerine aklın ve bilimin öncülüğünde kabul edilir” derken 2013 kararında şunu söylemektedir:
“Laikliğin özgürlükçü yorumu, dini bireysel ve kollektif kimliğin önemli bir unsuru görmektedir. Anayasa devlete dini ihtiyaçların karşılanması ödevi yüklemektedir.”
Keza 2008 kararı “Laik devlet dinler ve inançlar karşısında eşit ve tarafsızdır” derken 2013 kararı “Laik devlet tarafsızdır ama toplumun dini ihtiyaçlarının karşılanmasına kayıtsız değildir” diyor.
Son gerekçeli karar, Başbakan’ın sık tekrarladığı bir görüşü de içeriyor:
“Laiklik bireyin ya da toplumun değil, devletin bir niteliğidir..”
İslâmla çelişmez
Laikliği yanlış anlayıp yanlış uygulamanın sonuçlarını en inandırıcı biçimde öngören din bilginlerinden biri Prof. Yaşar Nuri Öztürk’tür.
Din resmi egemenlik aracı olarak kullanılmamalıdır.
Prof. Öztürk’e göre bunun sigortası da laikliktir.
Prof. Öztürk, laikliği dinsizlik diye tarif eden istismarcıları şu şekilde yalanlıyor:
“Laiklik, bırakın İslâm vahyi ile çelişip çatışmayı, tam tersine İslâm vahyinin insan hayatına sokmak istediği değerleri koruyan ve yücelten bir yöntem ve disiplindir.
Çünkü dinin, resmi egemenlik aracı olmak üzere kurumsallaşmasının önüne geçmektedir.”
Laiklik halkı olduğu gibi dini de koruyan bir güvencedir.
Tabii her iktidarla beraber değişen bir laiklik değil!
İktidarın tam istediği gibi
Haberin Devamı

