İktidarın iki yüzü

AKP iktidarı konusunda genellikle iki sorunun muhatabı oluyorum. Birinciye evet diyorum ama ikinci soruya cevap veremiyorum

Haberin Devamı

AKP iktidarı konusunda genellikle iki sorunun muhatabı oluyorum. Birinciye evet diyorum ama ikinci soruya cevap veremiyorum.

İktidarın ekonomi yönetimi ve AB hedefine kararlılıkla bağlı dış politika tercih ve uygulamaları bence başarılıdır.

Tayyip Erdoğan ve partisi, değişim iddiasına bu performansları ile güvenilirlik kazandırmışlardır ve ülkeye ufuk açmaktadırlar.

Fakat AB idealine bağlılıkta geçmiş iktidarları bile aşan kararlılığına rağmen bu iktidarın Cumhuriyet değerlerine sadakatına kefil olabilir misin?

İşte bu soru sorulduğu zaman hemen "Evet" diyemiyorum.

Başta imam hatip ve türban takıntısı olmak üzere bunun birçok sebebi var.

Kadrolaşma hırsı korkutucudur.

Çankaya'dan kararnamelerin döneceği ihtimalini gözeten "vekâleten atama'lar yoluyla kamu kurumlarındaki işgal hareketi olanca hızı ile sürüyor.

Unutamayız..
Yürütme erki (hükümet) tek başına AKP'nin elindedir. Yasama erki (meclis) ezici çoğunluğu ile bu partinin kontrolündedir.

Geriye üçüncü erk olan yargı kalıyor, o da güvensizlik propagandaları ve yeni düzenlemeler yoluyla kuşatılmaktadır.

İktidarın bütün bu eylem ve işlemlerle yöneldiği nihai hedefin ne olabileceği sorusu sorulduğunda insanın aklına tedirgin edici şeyler geliyor. Çünkü tarikatların hedefi devleti ele geçirmektir.

Fethullah Hoca'nın kuvvete başvurmak için "Bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır" sözünü unutamayız.

Keza "Cumhuriyetin Müslüman bir yapıya devredilmesi zamanının geldiğini" söyleyen birinin bugün Başbakanlık Müsteşarı koltuğunda oturduğunu da..

Dikta hevesi
Ömer Dinçer o koltukta kaldıkça Başbakan'ın laik demokratik rejime bağlılık sözlerine inanmam, sadece icraatına bakarak niyetini çözmeye çalışırım.

İmam hatipler için YÖK'le çatışması, üniversite öğrencilerine verilen bursları Yurt-Kur ve belediyeler tekeline almak istemesi, dün Milli Eğitim Bakanı'nın açıklamasından anlaşıldığına göre yurt dışı bursları da merkezi denetime alma arzusu, AKP'nin iktidar gücünü hoyratça kullanacağının işaretleridir.

Milli Görüş partileri imam hatipleri "arka bahçe" olarak kullanmıştı.

"Milli Görüş gömleğini çıkardık" diyen Tayyip Erdoğan'ın zihniyeti, daha büyük bir çiftlik kurmanın ihtirasını ele vermiyor mu?

"Faiz haramdır" diyen bir uçtan bugün "Faizsiz yaşam dünyanın gerçeği değilmiş" noktasına gelen Tayyip Erdoğan'ın değişime uyum hızı takdiri hak ediyor ve umut veriyor.

Ama bu uyum hızı, laik demokrasiyi, çağdaş eğitimi ve "eğitim birliği"ni algılamakta kendini tekrarlamazsa yazık olur!

DİĞER YENİ YAZILAR