İktidar uyuyor!

Canavarını kendi eliyle büyüten Frankeştayn’ın tecrübesini yaşıyoruz

Haberin Devamı

Canavarını kendi eliyle büyüten Frankeştayn’ın tecrübesini yaşıyoruz.

Trafik lambalarının bulunduğu kavşaklarda dilenen veya mendil gibi eşyalar satan çocukların bir gün büyüyeceğini ve istediği parayı zorla alacağını bilmek zorundaydık.

Polis kayıtları 500 bin kadar sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuğumuz bulunduğunu gösteriyor.

Sayı göçlerle her gün yükseliyor, sokağın sahipsizliği bu çocukları, yaşları ilerledikçe suç girdabına çekiyor.

Bugün yayınladığımız suç istatistikleri rakamların korkutucu tempoda büyüdüğünü ortaya koyuyor ama suçların niteliği, cana yönelik tehdidin vahamet çizgisini çoktan aştığını gösteriyor. Bu daha önemli.

Yarattığımız canavar en son Ankara’da sahneye çıkmıştır.

Kendi halinde, efendi bir lise öğrencisini, telefonunu ve cebindeki 5 lirayı vermediği için silâhlı bir grup kafasından vurdu.

Bu “kudurmuş köpekler” ameliyat edildikten sonra da rahat bırakmadılar çocuğu. Yoğun bakımda öldürmek için iki kez hamle yaptılar.

“Katil Doğanlar” diye bir vahşet filmi vardı.

O filmdeki canavarların gerçekleri ürüyor artık ülkemizin siyasi ve sosyal sorumsuzluklar cehenneminde.

Şiddeti özendiren iletişim ortamı, polisteki moral bozukluğu ve lider yoksunluğu ile siyasetteki bu aymazlık devam ederse yakın gelecekte bugünlerimizi bile arayacağız.

Siyasi iktidar uyanmalıdır.

AKP hükümeti “geliyorum” diyen bu sosyal depremin şiddetini hafifletmek için elinden ne geliyorsa yapmalıdır.

Eğitimden sosyal yardımlara, polisin ve yargının sorunlarını çözmekten kentleri göçe karşı koruyacak tedbirler almaya kadar yığınla iş var.

Başbakan ve ekibi, asayiş sorununun iktidar değişikliği yaratacak kadar büyüdüğünü göremiyor mu?

Halktan ve hayattan bu kadar mı koptular?

*****

Güvensizlik
Başbakan parti grubunda kavramlarla zaman kaybetmeyeceklerini söyledi.

Kavramlarla sorunumuz olmasa tamam. Ama Türkiye öyle değil.

Büyük bir kesim rejimin güvencesi saydığı laiklik ilkesini iktidar partisinin farklı algıladığını görüyor ve tedirginlik duyuyor.

Başbakan Erdoğan da güven verecek sözleri ısrarla söylemiyor.

Nitekim dün ülkenin aydınlık geleceğinden ve daha yüksek hedefler koymaktan bahsetti. Bir şey ifade etmiyor bu açıklamalar.

Laiklik konusunda farklı niyetler beslediğinden şüphe duyulan bir iktidarın “aydınlık” tarifi, iktidarın karşıtlarını mutlu etmez, tedirginliğini artırır.

Hele bu güvensizliğe, eğitimi din eksenine çekmek isteyen önerilerle toplanan bir Eğitim Şûrası eşlik ediyorsa.

Cumhurbaşkanı’nın Eğitim Şûrası’na bir mesaj bile göndermeyişini doğru bulmadım.

Söz konusu olan çocuklarımızdır.

Aktif savunma yeteneklerimizi onlar için kullanmayacaksak kime saklayacağız?

DİĞER YENİ YAZILAR