Dış politika alanında peş peşe yaşanan iki yenilgi Türk halkına ağır geldi.
Kendimizi dünyanın dışına itilmiş hissediyoruz. Dışişleri Bakanı Gül'ün "Eşsiz bir coğrafi konuma sahip olan Türkiye.." diye başlayan demeçleri, hiç bu kadar teselli edici olmaktan uzağa düşmemişti.
Bunlar boş lâflar..
Risk almadan kâr ortağı olma cingözlüğü üstüne kurulu politika geri teptiği için eşsiz coğrafyamız önemini kaybetti.
Amerika şimdi Irak'ta kendine dost bir rejim kuruyor, komşumuz haline geliyor, stratejik katsayımız hızla düşüyor.
Ankara, Irak'ın yeniden yapılanmasında patronluğu BM ile paylaşmak niyetinde olmayan Amerika'dan davet gelecek mi diye bekliyor. Fakat Başkan Bush haftalardan beri Türkiye'nin adını ağzına almıyor.
Çünkü Türkiye hava sahasını açarak özveri göstermiştir ama ardından İran ve Suriye ile işbirliği zemini arayarak Washington'un gözünde yine güvenilmez duruma düşmüştür.
Yeni kışkırtmalar
Şu anda Iraklı Kürt liderlerle Yunanlılar ve Kıbrıs Rumları, beceriksizliğimizin tadını çıkarıyorlar. Barzani dün "Kerkük Kürttür, pazarlık yapmayız" dedi.
Acaba Türkiye'nin mağlubiyet psikozunu kaşıyarak bizi daha büyük hatalar yapmaya mı kışkırtıyor?
Kıbrıs Rum yönetimi "Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında tüm Kıbrıs'ı temsilen AB katılım anlaşmasını imzaladı. Annan planı zemininde bir uzlaşma sağlayamadığımız için ilerde yine pişman olacağız.
Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem bile Annan planının son 8-10 yılın en önemli barışçı çözüm fırsatı olduğunu kabul ediyor.
Adadaki yaşam standardı uçurumu büyüdükçe kendi soydaşlarımız tarafından suçlanacağız. Bu süreç işlemeye başlamıştır:
Yunan Başbakanı Simitis, AB dönem başkanı sıfatıyla KKTC muhalefet liderlerini Güney Kıbrıs'ta görüşmeye çağırıyor.
Denktaş bahane
Gerçeklere sırtımızı dönmeye devam ettiğimiz takdirde yakın bir gelecekte "Yeşil Hat"ın Berlin duvarı gibi yıkıldığını, bu eylemin başrolünü de ada Türklerinin oynadığını görebiliriz.
İpleri ele almak gerekmiyor mu? Çare bu insanlara T. C. pasaportu vermek değildir. Kıbrıs Türk gençleri, kendilerine Avrupa'da serbest dolaşım olanağı tanıyan Kıbrıs pasaportu almak dururken niye Türkiye'deki milyonlarca işsizin kaderine talip olsun?
Evet Denktaş bir başarısızlık öyküsüdür ama unutmayalım, bütün suçu ona yüklemek kendimizi kandırmaktır.
AKP iktidarı çözümden yana olduğunu söyledi devamlı olarak. Fakat elini taşın altına sokmadı. Yükü Denktaş'a taşıtıp risk almadan kazanca konmak istedi.
Hükümet çözüme inanıyorsa, gücü ve yüreği yetiyorsa sorumluluğu üstüne alsın.
Denktaş'ın arkasına saklanmaktan vazgeçsin!
İktidar lâzım!
Dış politika alanında peş peşe yaşanan iki yenilgi Türk halkına ağır geldi. Kendimizi dünyanın dışına itilmiş hissediyoruz. Dışişleri Bakanı Gül'ün "Eşsiz bir coğrafi konuma sahip olan Türkiye.." diye başlayan demeçleri, hiç bu kadar teselli edici olmaktan uzağa düşmemişti
Haberin Devamı

