Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna yönelik boykot açıklaması, CHP üstündeki örtüyü biraz daha araladı.
Manzara, önümüzdeki seçimde iktidar olma iddiası taşıyan bir partiye pek yakışmıyor.
Çünkü olaylar ve sızan haberler, CHP’nin iç kavgalardan hâlâ kurtulamadığını düşündürüyor.
Perşembe günü CHP Meclis Grup Başkanvekili Muharrem İnce’nin yaptığı “Cumhurbaşkanı’nın davetine katılmayacağız” açıklaması, doğal olarak “parti kararı”na dayanıyor olmalıydı.
Ama öyle olmadığı tereddütleri doğdu. Çünkü İnce’nin yaptığı açıklamadan birkaç saat sonra medya yöneticileri ile buluşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, muhatap olduğu sorulara “29 Ekim’e çok var” diye cevap verdi.
Yani boykot kararını sahiplenmedi.
Köylerde kurulan “Güzelleştirme dernekleri”ne bile yakışmayan bu dağınıklıkla CHP’nin iktidara yürüdüğünü halka inandırması mümkün değildir.
Olay, partinin Önder Sav ve Gürsel Tekin’e bağlı gruplarca ikiye bölündüğü gerçeğinin yeni bir delilidir.
Genel Sekreter Önder Sav kanadı, iktidarın “kamuda türban serbestisini empoze etme” amacına alet olmamak için boykot kararının alındığını, kararı oluşturan beş kişi arasında Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun da bulunduğunu iddia ediyor.
Gürsel Tekin kanadından gelen haberlere göre ise Önder Sav, “Önümüzdeki seçimin milletvekili listelerini önseçimle belirleyeceğim” dediği günden beri Kılıçdaroğlu’na karşı bozguncu bir muhalefet yürütüyor.
Aynı kaynaklara göre Muharrem İnce’ye o “zamansız açıklama”yı, Kılıçdaroğlu’nu itibarsızlaştırma sistematiği çerçevesinde Genel Sekreter Sav yaptırmıştır!
Biz, boykot için öne sürülen sebeplerinin gerekirse Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yani Çankaya’da CHP tarafından tekrar açıklanmasını ama asla boykot uygulanmamasını savunmaya devam ediyoruz.
Fakat CHP’nin belki ondan daha bile önemli sayılacak bir kararı kendi geleceği için vermesi gerekiyor.
Kılıçdaroğlu gecikmeden Sav ve Tekin arasında bir tercih yapmalıdır.
Herhalde seçeceği yakın yardımcı Önder Sav olmamalıdır.
Başka nedenler aramaya gerek yok.
Milletvekili adaylarını genel merkezdeki baronlar yerine parti tabanına seçtirme fikrine karşı çıkması dahi Önder Sav’dan vazgeçilmesi için yeter sebeptir!
PKK senet istiyor
Teröristbaşı Abdullah Öcalan, İmralı’dan ültimatom verdi:
“İsteklerim ay sonuna kadar yerine getirilmezse sonrasına karışmayacağım. O zaman orta yoğunluklu savaş kapıdadır!”
Öcalan “devlet” adına kendisi ile görüşmeler yürüten heyetten bir güvenlik protokolü, bir de anayasa değişikliklerini kapsayan demokratik haklar protokolü getirmesini istemişti.
Bu istekleri cevaplanmadığı için avukatları aracılığıyla her zaman yaptığını yaptı...
Halkı ölümle tehdit etti!
İktidar seçimlere kadar görüşmelerle zaman kazanmayı ve düşündüğü adımları seçim sonrası açıklamayı tasarlıyor.
CHP’nin “yeni anayasayı hemen yapalım” önerisine AKP bu nedenle tepki gösterdi.
Abdullah Öcalan ise PKK ateşkesini uzatmak için iktidarın seçim sonrası vermeyi kabul edeceği hakları şimdiden açıklayıp kendini bağlamasını istiyor.
Hükümet seçime giderken terör örgütüne “senet” verir mi?
Bunu bilmiyoruz.
Sadece şehit cenazeleri ardından ağladığımız günlerin geri gelmemesini diliyoruz.
Kansız geçen her gün kazançtır çünkü...
İkisinden biri!
Haberin Devamı

