İki yüzlü Fransa

Haberin Devamı


Fransa İspanya’ya uygar toplumlara özgü bir komşuluk gösteriyor.

Ayrılıkçı BASK örgütü, aynı Türkiye’ye yönelik saldırıları için Irak’ı üs olarak kullanan PKK gibi Güney Fransa’yı kullanıyor.

BASK terörüne karşı 1990’lı yıllarda en üst düzeye yükselen işbirliği terör örgütünü marjinal hale getirmiştir ama zaman zaman alevlenmeler oluyor.

Yine öyle bir dönemdeyiz ve Fransa üstüne düşeni örnek biçimde yapıyor.

Geçen yıl ETA’nın 1 numarasını ele geçiren Fransız polisi, onun yerini alan kişiyi de geçen ay yakaladı. Tabii ikisi de İspanya’ya teslim edildi.

Son olarak Fransa’nın güneybatısında yakalanan üç şüpheliden birinin, örgütün yeni askeri kanat lideri olduğu öne sürülüyor.

Tabii o da yargılanmak üzere komşuya teslim edilecek.

Bu işbirliği Fransa’nın uluslararası terör karşısında şövalye ruhlu bir devlet olduğu yanılgısına kimseyi düşürmesin.

Ne yazık ki bu ülkenin siyasetçileri, geçmişte yaptıkları gibi terörü dış siyasetin bir aleti olarak bugün de kullanmaktan uzak durmuyorlar.

Türkiye’yi hedef alan terör örgütleri nedense Fransa’nın onursuz himayesinden hep yararlandılar.

ASALA’nın döktüğü kanlarda Fransa’nın sorumluluğu vardır.

Başka bir ırkçı terör örgütü olan PKK da yıllardan beri bu içten pazarlıklı dostumuzun (!) himayesinden yararlanıyor.

ETA formalı teröristleri yakalayıp yerine teslim eden Fransa, ticaretini yaptığı uyuşturucu ile gençlerini zehirlediğini ve oradaki misafir Türk işçilerini haraca bağladığını bile bile bu haydut sürüsünü korumaktan, Türkiye’ye iade etmemekten utanmıyor.

Koynunda yılan beslemenin bedelini Ermeni ASALA’ya yataklık ederken ödeyen Fransa, PKK konusunda geç kalmadan uyanır mı acaba?

Bunu bilmiyoruz ama Kuzey Irak’taki Barzani yönetimi bir an önce uyansa çok hayırlı olur!

*****


Ağlama, asıl!

“Altı milyon seçmen nereden geldi?” sorusuna cevap aramak, hem zaman hem seçim kaybettirir.

Baykal’ın dediğine göre iktidar, yeni yazım sisteminden yararlanarak zayıf olduğu seçim çevrelerine “seçmen bindirmesi” yapacak.

Doğruysa bunun önüne geçmek lâzım. Ama nasıl?

CHP lideri “Yüksek Seçim Kurulu yetkilerini kullanarak denetlesin, düzenlesin” diyordu dün.

YSK’nın elinde böyle bir kadro imkânı yok.

Seçmene, sandığa sahip çıkmak öncelikle partilerin sorumluluğudur.

Bu sorumluluğa hangi parti sahip çıkarsa seçimi o kazanıyor. Hep böyle oldu...

AKP seçimde her sandığın başına 9 üyesini dikecekmiş.

154 bin sandık için

1 milyon 386 bin partili bu amaçla eğitiliyor. Bunlar seçimden önce ev ev dolaşıp bütün seçmenlerle “Oyunuzu AKP’ye verin” diye yüz yüze görüşecekler.

Seçim günü de sandık başında onlarla göz göze gelecekler.

Muhalefet ağlayacağına AKP’yi örnek alsın!

DİĞER YENİ YAZILAR