İki tarafın da hatası var...

Haberin Devamı

Başbakan’ın hayatındaki “ikinci Van Münit Vakası” dün yaşandı.

Erdoğan, Danıştay’ın kuruluş yıldönümü törenindeki uzun konuşmasına sinirlendiği Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Feyzioğlu’na tepki gösterdi.

Davos’ta İsrail devlet başkanına itirazını söyledikten sonra toplantıyı nasıl terk ettiyse aynını tekrarladı.

Gerçekten böyle bir tören için Feyzioğlu’nun konuşması alışılmış süreyi aşmış olabilir.

Ama bunca yıllık devlet tecrübesi ile Başbakan’ın o skandal müdahaleye meydan vermemesi gerekirdi.

Konuşmanın sonlarına doğru kürsüdeki Barolar Birliği Başkanı’na “Yanlış konuşuyorsun” diye müdahale etti.

Edepsizlik mi?..

Öyle görünüyor ki Prof. Feyzioğlu’nun yargı dışı sorunları da kapsayan keskin eleştirileri Başbakan’ı rahatsız etmiştir.

Salondaki konukların alkışlı desteği sabrını taşırmıştır.

Nitekim patlamayı Van depremi ile ilgili değerlendirme yaratmıştır.

Başbakan’ın “Yanlış konuşuyorsun” diye ayağa kalkması üzerine Barolar Birliği Başkanı “Neyi yanlış konuşuyorum Sayın Başbakan’ım?” diye sormuş, Başbakan da “Böyle bir edepsizlik olmaz ki” diyerek tırmanışı sürdürmüştür.

“Ben edepsizlik yapmadım. Kimseye de edepsizlik yapıyorsun demeyi kendime yakıştırmam” diyen Prof. Feyzioğlu’na Başbakan yüksek sesle şu karşılığı vermiştir:

“Siyasi konuşma yapıyorsun. Bir saattir sen konuşuyorsun. Van’la ilgili söylediklerin baştan aşağı yalan!”

Bu olay yüksek düzeydeki insan ilişkilerinin iyice bozulmuş olduğunu gösteriyor.

Sabır eksiğinden...

Başbakan eleştiri yapanları hasım sayıyor, düşman yerine koyuyor. Onlara gösterdiği tepki en hafifinden “çıkar cüppeni çık meydana” demek oluyor.

Dünkü törende Başbakan kendini frenleyip Feyzioğlu’nun konuşmasını bitirmesini bekleyebilir, “sataşma” gerekçesiyle düşündüklerini kürsüden söyleyebilirdi.

Geçende Anayasa Mahkemesi’nin sahne olduğu yıldönümü töreninde Başkan Haşim Kılıç’ı defterden sildi.

Şimdi de TBB Başkanı Feyzioğlu mu eklendi listeye?

İki tarafın da haklı olduğu sebepler bulunabilir.

Feyzioğlu’nun siyasete soyunacağı belli. Ona adımlarını aceleye kapılmadan sabırla atmasını öneririz.

Başbakan’ın da “orantısız güç kullanma” alışkanlığına son vermesini dileriz.

Çünkü bu azarlama tonunu yönetme yeteneğinde güven sarsıcı bir eksilmeye işaret sayanlar çıkabilir.

Çıkmasın!

DİĞER YENİ YAZILAR