İki Erdoğan

Başbakan Erdoğan dışarda Batı'nın önyargılarını sarsan güçlü görüşler ortaya koyuyor

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan dışarda Batı'nın önyargılarını sarsan güçlü görüşler ortaya koyuyor.

Harvard Üniversitesi'nde "Türk halkı Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'le birlikte tarihsel bir dönüşüm sürecine girmiş, en ileri demokratik standartları yakalama çabasında büyük mesafeleri başarıyla katetmiştir" dedi.

Türkiye'nin AB'ye girmesinde Avrupa'nın ve tüm Batı dünyasının da menfaati bulunduğunu etkileyici ifadelerle savunan Başbakan şöyle dedi:

"Biz medeniyetler uyuşması ve uzlaşması istiyoruz. AB onun adresi olmalıdır. Bu da Türkiye'nin AB'ye katılımı ile gerçekleşecektir. Çünkü AB bir hıristiyan kulübü değil de bir siyasi değerler bütünüyse o zaman bu bütünün içinde Türkiye'nin de yer alması şarttır."

"İslâm kültürünün demokrasiyle bağdaşmadığı görüşüne katiyetle itibar etmiyorum" diyen Başbakan, Türkiye AB üyeliği yolunda ilerledikçe temsil ettiği demokratik değerlerin Ortadoğu'da artan bir cazibe yaratacağını, bunun "demokratik değerlerin ve medeniyetler arasındaki uyum projesinin zaferi" olacağını söyledi..

Laikliğin tarifi..
Atatürk'le başlayan cumhuriyet devrimleri, laiklik, demokrasi ve çağdaş uygarlık hedefi..
Şükran ve övgü ifadeleriyle Başbakan'ın resmi konuşmalarına yansıyan bu kavramlar, hem ona hem Türkiye'ye itibar ve güven kazandırıyor.

Bu konuşmaları kim yazıyorsa ellerine, seslendirdiği için de Erdoğan'ın ağzına sağlık.

Ancak laiklik temelinde bu görüşler onun düşüncesinde ne zaman içselleşecek ve ne zaman iç politikadaki söylem ve eylemlerine de yansıyacak?

Başbakan partisinin laiklik anlayışını 1982 Anayasası'nın 2. madde gerekçesinden aldığını söylüyor. "Bu uygulansa bir çok sorun halledilir" diyor.

Sözünü ettiği gerekçede şunlar yazılı:

".. Hiç bir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir.."

Perhiz ve turşu
Herhalde Başbakan Erdoğan bu metni yanlış okuyor.

Çünkü gerekçede ibadet etme hak ve özgürlüğüne saygı ve güvence vardır.

Ama buradan, Başbakan'ın sık sık tekrarladığı "Herkes inancını yaşasın" izni çıkarılamaz.

Türbanı ibadet özgürlüğünün bir unsuru gören kapı açıldığı andan itibaren öbür özgürlüklerle çatışan taleplerin "ibadet" gerekçesi altında sıraya gireceğini görmemek gaflettir.

AKP iktidarında bu niyeti taşıyanlar devlet kadrolarını işgal etti.

Cumhuriyetin laiklik başta, temel değerlerini müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini söyleyen bir zat Başbakanlık Müsteşarı olmuştur.

O koltukta oturdukça güven sorunu aşılamayacaktır.

Erdoğan samimi ise, Türkiye'nin dışarda övdüğü değerlerini içerde de korusun, savunsun ve kendisine güvenenlere inandırsın..

Tarihi misyonu budur.

Kurban Bayramı'nızı kutluyor, canlandırdığı yardımlaşma ve dayanışma ruhunun kalıcı olmasını diliyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR