Büyük bir gemi denizin ortasında tehlike geçiriyorsa, yolcuları helikopterle taşıyarak kurtaramazsınız.
Sığdıramazsınız çünkü...
Doğru çözüm, tehlike geçiren geminin yolcularını alacak büyüklükte bir gemiyi yardıma göndermektir.
Kriz, zamlar, işsizlik, yolsuzluk ve terör olayları nedeniyle son aylarda hızla halkın gözünden düşen AKP, deniz ortasında tehlike geçiren gemiye benziyor.
Son olarak baş örtülü ve çarşaflı kadınlara yer açarak yolcu kapasitesi genişletilen CHP acaba yardıma gönderilen kurtarıcı mı oluyor?
Yoksa... Yoksa bu çarşaf tartışması, bir mühendislik çalışması mıdır?
Eğer öyle ise çok aceleye getirilmiş, bu nedenle de başarı şansını işin başında kaybetmiş bir denemedir.
Akademik disipline aşina bir siyasetçi olarak CHP lideri Deniz Baykal’ın bu “açılım”ı ciddiye almasını beklerdim. En azından son iki seçimde kendisine güvenmedikleri halde irtica korkusu ile CHP’ye kerhen destek vermiş yığınlara şükran borcu olarak bu zahmete katlanmalıydı.
Baykal yetkili mi?
Yaptığı hamleyi dün TV’de savunurken ikna edici değildi.
“Partimizde zaten pek çok baş örtülü insan var. Bu bizim gerçeğimiz, Türkiye’nin gerçeği” dedi.
Doğru ama itirazlar buna dayanmıyor ki kara çarşafı aklayan ölçüsüzlüğü hedef alıyor.
“Yemeni, yazma, eşarp bunlar toplumsal örtüdür” kabul ama çarşaf ne?
Cumhuriyet, Atatürk devrimleri, laiklik, CHP... Bunlarla kara çarşaf bir arada durur mu?
CHP lideri “Orada 4 çarşaflı insan vardı. O çarşafları bir siyasi simge olarak taşımadıkları ortada...” diye konuştu.
Nasıl anladı bunu?
Türbanın siyasi simge olduğunu savunarak, üniversitedeki yasağını Anayasa Mahkemesi’ne kabul ettiren bir siyasi lider yıllar yılı cumhuriyet ideolojisine muhalefetin simgesi olmuş kara çarşafı hangi hakla bir anda böyle aklar?
2002 yılında Tayyip Erdoğan için “artık muhtar bile olamaz” deniyordu.
Seçime giremedi ama Deniz Baykal’ın yardımı ile ona özel seçim düzenlendi ve o yoldan Başbakan koltuğuna oturtuldu.
Talih kuşu kimliğindeki deniz kuşu şimdi oradan kalkıp kara çarşafın başına kondu.
Kimseye sormadan, damdan düşer gibi!
CHP’nin “her kitlenin partisi olduğunu hissettirmek” için ülkenin sosyal ve kültürel gerçeklerini kabul eden açılımlara değildir temeldeki itiraz.
İtiraz çarşafadır!
Ve bir de bu yanlışı doğuran karar oluşturma yöntemine!
Kim kurtaracak?
Bu partinin yetkili kurulları var.
Ama işlemiyor.
Seçimden bu yana hiç meclis grup toplantısı yapılmadı. Haftada bir Baykal grup salonuna girdi, kürsüye çıktı, bir saat konuştu, toplantı bitti.
Aynı iktidar partisinde olduğu gibi...
Milletvekillerini bile adam yerine koymayan zihniyet, şimdi çarşaflı kadınlar aracılığıyla toplumla kucaklaşıyor öyle mi?
Kimse kendini kandırmasın.
Partinin 80 yıllık pişmanlığını itiraf etmek anlamına çekilebilecek bir adım, en azından milletvekilleri ile tartışılmadan hayata geçirilmemeli idi.
Biz düne kadar baskı rejimleri altında yaşayan halklara acırdık.
Yakında onlar bize acıyacak..
Çünkü onların her birinin başında bir diktatör var.
İktidar da, muhalefet de halktan kopuk siyasi yapılar olduğu için bizde bir değil iki diktatör bulunuyor.
Daha fenası, seçtiğimiz milletvekilleri lider sultası altında yaşamaya razı oldukları sürece kurtuluş da gözükmüyor!
İki diktatör!
Haberin Devamı

