İki bayram

Ulusal egemenlik, ulusun kaderini ele alması ve onu biçimlendirmesidir

Haberin Devamı

Ulusal egemenlik, ulusun kaderini ele alması ve onu biçimlendirmesidir.

Seksen üç yıl önce bugünlerde Ankara böylesine muhteşem bir gerçekleşmenin arifesini yaşıyordu. Vatan kurtarılmış, iddia taşıyan bir geleceğin temelini atmaya sıra gelmişti.

29 Ekim 1923’ün ufkunda Türkiye Cumhuriyeti güneş gibi doğdu.

Padişahın kulu olan insanlar vatandaş olup başları göğe erdi. Dinsel kökenli iktidar gitti, yerini laiklikle beraber halk iradesi aldı.

Yoksul ve yorgun kitleler, Kurtuluş Savaşı’nda yarattıkları mucizelere Cumhuriyet’i kurduktan sonra yenilerini eklediler. Başka yerlerde onlarca yıla, milyonlarca hayata mal olan devrimler sevgi ve inançla gerçekleşti.

Ayrım yapmayın!
Çocukluk yıllarımın Cumhuriyet bayramlarını hatırladıkça şimdiki çocuklar için üzülüyorum. Biz coşku ve güven duygusu ile kanatlandığımızı hissederdik.

Şimdi ulusal bayramlar sanki kasıtlı olarak aşağı çekiliyor. İktidar değişikliğinin kurumlarda yarattığı yeni kimlik, dini bayramları kutlamak amacıyla harcadığı çabaları ulusal bayramlardan adeta esirgiyor. Niye?

Cumhuriyet ve onu yaratan zafer olmasaydı ezanlar özgür semalar mı bulacaktı? Kutlanmaya lâyık dini bayramlar mı olacaktı?

Ah çocuklarımız...
Ramazan Bayramınızı kutluyoruz. Bayramın ulusumuza huzur ve mutluluk getirmesini diliyoruz. Birçok belediyenin üç günlük bayram süresince köprü geçişlerini, metro ve otobüsle taşıma hizmetlerini ücretsiz yerine getirmek üzere karar almış olması, kuşkusuz halkı memnun edecektir.

Ama merak ediyorum, aynı jest Cumhuriyet Bayramı’nda bir gün için bile niçin düşünülmüyor?

Laik karakterinden dolayı Cumhuriyet’le barışık olmayan bir zihniyetin şu dönemde birçok kurumu ele geçirdiğine yönelik şüpheleri uzaklaştırmak, iktidar partisini yönetenlerin borcudur.

İktidar AKP’li belediyeleri, Ramazan Bayramındaki ücretsiz taşıma uygulamasını Cumhuriyet Bayramı’nda da sürdürmeleri konusunda ikna etmelidir.

Tabii asıl sorun, çocuklarımızın hangi zihniyetin elinde olduğu gerçeğinden üreyen tehlikeler ve üzüntülerdir.

Din Kültürü kitabında “Tarikatlar toplumda ayrımcılık ve kutuplaşmaya yol açar. Tarikata bağlı olmak bireyin özgürlüğünü kısıtlar” yazıyordu, “Tarikatlar tarihimizde önemli görevler üstlenmiştir. Toplumu bir arada tutmaya yardımcı olmuşlardır” diye değiştirildi.

Biliyor musunuz, okul tabelâlarındaki “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresini bile kaldıran bir yönetmelik değişikliği yaptı bu Milli Eğitim Bakanlığı.

Ne diyeyim bilemiyorum. En iyisi rahmetli babamın sözüydü:

Cumhuriyetle oynayanların başına Cumhuriyet kadar taş düşsün!

DİĞER YENİ YAZILAR