Türkiye’nin yeni NATO Genel Sekreteri için veto hakkını kullanması iktidarın en isabetli kararlarından biriydi.
PKK terör örgütünün propaganda organı Roj TV’ye ev sahipliği yapan ve Hz. Muhammed’e hakaret içeren karikatürlerin yarattığı krizde iyi sınav veremeyen Danimarka Başbakanı Rasmussen, Batılı hükümetlerin bile desteğini hak etmiyordu aslında.
Türk hükümeti Rasmussen’i veto ederek yalnız kendi halkı ve İslâm dünyası katındaki itibarını değil, NATO’nun barış yapıcı kimliğini de koruyacaktı.
Amerikalı gazeteci Stephen Kinzer’in dediği gibi Rasmussen’in genel sekreterliğe getirilmesi NATO’nun İslâm’a karşı nefretle yönetildiğini kanıtlamaları için El Kaide ve Taliban’a bulunmaz fırsatlar sunacaktı.
Neden razı olduk?
Bu gerekçelerin dayandığı “direniş” akşam saatlerinde çöktü.
Türkiye’nin bazı şartlarla vetosunu geri çektiği açıklandı.
Neydi o şartlar?
Danimarka terör propagandası yapan Roj TV’yi kapatacak, karikatür krizi sırasında nefretine hedef olduğu İslâm toplumlarının güvenini kazanmak için günah çıkaracak, buna da ABD Başkanı kefil olacak...
Ankara’nın vetosu henüz aşılmamışken Rasmussen’in adaylığının açıklanması sömürgeci hoyratlığına özgü küstahlıktı.
Üstüne AB Komiseri Olli Rehn “Vetoda ısrarın Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkileyeceği” tehdidi ile haddini aştı.
Bu rezaletler peş peşe gerçekleşirken bizimkiler nasıl bir anda ikna oldular?
İslâm peygamberine hakareti ve terör propagandası yapan TV kanalını “ifade özgürlüğü”nün gereği sayarak seyreden, yani terörü pasif biçimde destekleyen adam NATO Genel Sekreterliği koltuğuna oturdu diye Danimarka değişecek mi?
Bunu Obama garantör de olsa kimse bilemez.
Gül’ün tecrübesi
Ama şunu biliyoruz ki uluslararası zeminleri iç politika kazanımları uğruna devamlı zorlayan Başbakan Erdoğan NATO Zirvesi’ne Londra’dan müdahale ederek yanlış yapmış, Davos’ta “One minute” hamlesi ile elde ettiği krediye zarar vermiştir.
Uzun yıllar yürüttüğü Dışişleri Bakanlığı’nın tecrübesine sahip Cumhurbaşkanı Gül, NATO Zirvesi’nde ülkeyi temsil ediyorken Başbakan’ın Manş’ın öbür yakasından zirvenin en sorunlu tartışmasına katılması iki başlı yönetim görüntüsü vermiştir.
Erdoğan o müdahaleyi yapmasa, Gül’ün sağladığı sonuçlar kazanım olarak görülecekken şimdi Başbakan Erdoğan’ın haklı gerekçelerle dayattığı vetoda Türkiye’nin direnemediği yorumu çıkacaktır.
Geçmiş olsun. Yeter ki ders olsun... Artık dikkatimizi garantilere odaklayalım!
İki başlılık kaybettirir!
Haberin Devamı

