Uluslararası ilişkilerin adaletten ve doğruluktan ne kadar çok etkilendiğini gece ile gündüz farkı gibi izliyoruz.
O kadar çarpıcı, o kadar da hızlı...
The Guardian’ın tespiti doğrudur. Bu operasyonun siyasi sonucu belki askeri yönünden daha önemli.
İngiliz gazetesi dün Irak’taki PKK kamplarına yönelik hava harekâtını, Washington ile Ankara’nın öpüşerek barıştığı anı simgeleyen bir olay diye niteledi.
Amerika’nın prestiji Türkiye’de yerlerde sürünüyordu. Ermeni tasarısının olumsuz havası Amerika’nın Kuzey Irak’taki PKK kamplarını koruyan tavrı yüzünden boğucu hale gelmiş, Barzani’yi de küstahlaştırmıştı.
Gücünü adil kullanmayan büyük devletler her zaman insanlığa yıkım getirmiştir.
Amerika “teröre sıfır tolerans” gösterme yükümlülüğünü unutmuş, Türkiye’nin teröre karşı verdiği haklı mücadeleye körleşmiş, arabulucu rolleri üstlenip PKK hesabına “politik çözüm” önerileri getirecek kadar sağduyudan uzaklaşmıştı.
ABD Büyükelçisi’nin Ankara’da “Kürt Sorunu”nu tartışmaya açan bir davet düzenlemesine gösterdiğimiz tepkiye gelen okur desteğinin gücünü unutamam.
Terör şantajına siyasi bir nitelik kazandırmak, yani terörü siyasi bir alet konumuna getirmek...
Amerika PKK’yı İran’a karşı kullanabilirim hesabı ile yıllarca bu suçu işledi.
Kendi içindeki sağduyunun sesine “Türkiye elden gidiyor” ihbarları eklenince Başkan Bush herhalde aynaya baktı ve terör kartı ile oynayan hayali onu korkuttu.
İyi ki de öyle oldu.
Teröre sıfır tolerans anlayışı ile ayağa kaldırılan işbirliği anlayışı, daha adil ve daha güvenli bir geleceğin kapısını açmıştır.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey “PKK tehdidiyle mücadele için her şey yapılmalı” dedi dün.
Amerika bu meselede kendine geldikçe Türk halkını tekrar kazanacaktır.
Bu değişim, terör örgütlerini kullanarak siyaset yaptığını zanneden maceracıları da hizaya getireceği için bölgemiz daha güvenli olacaktır.
Mazoşist miyiz?
Bu çağda haklı olmanız yetmiyor görüntünüzün de bunu onaylaması gerekiyor.
Askeri operasyonun başkentlerdeki yankıları, Türkiye’nin PKK’ya karşı yürüttüğü mücadeledeki haklılığını dünyaya anlatabilmiş olduğunu göstermiştir.
Ama unutmayalım: Bu noktaya 23 yılda on binlerce vatandaşımızı teröre kurban vermek pahasına ulaşabildik.
Kavgamızın bir kültürel kimliği inkâr etmek olmadığını, ulus devleti terör kullanarak bölmek amacıyla silâha sarılmış haydutlarla olduğunu bin bir zorlukla anlatabildik.
DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş’ın başına gelenler, bu çabalarımızın şanssızlığı olmasın.
Bilindiği gibi Demirtaş, askere gitmemek için sahte çürük raporu aldığı gerekçesiyle tutuklandı. Rapor sahte mi, gerçek mi; askeri hastanede belirlenecek.
Aklanmasını dileriz ama ümit az. Çünkü aynı şüphe ile incelenen 160 yükümlünün raporları sahte çıktı.
İçerde PKK’nın siyasi kolu gibi çalıştığı şüphesini davet eden DTP’yi Batı yasal bir parti olarak görüyor.
Şimdi “Bir yandan partiyi kapatmaya çalışıyor, bir yandan liderini hapse atıyorsunuz. Siyaseti tıkayarak şiddete siz yönlendiriyorsunuz” diyeceklerdir.
Merak ediyorum:
Önce çürük raporunun sahte olduğunu kanıtlayıp buna dayanarak Demirtaş’ı tutuklamak varken niçin tersi yapıldı?
Biz mazoşist miyiz? Kendimize kötülük etmekten vazgeçmeyecek miyiz?
İki Amerika
Haberin Devamı

