İddianame gibi

Haberin Devamı

Yükseköğretim Kurulu Üyesi Bülent Serim’in yazdığı istifaya “iddianame” demek daha doğru olur!

Ama bu “iddianame”den hisse çıkararak olumsuzlukları mahkeme ciddiyeti ile yargılayacak bir kamuoyu, bir sivil toplum kaldı mı ülkede; işte orası meçhul!

Serim, laik cumhuriyet ile asla bağdaşmayan düşüncenin YÖK’te çoğunluğa geçtiğini, burada görev yapmanın artık kaldırılamayacak kadar ağır bir yük haline geldiğini belirttiği istifa mektubunda “oyunun parçası olmamak için” ayrıldığını anlattı.

Anayasa Mahkemesi’nin kapatma davasında verdiği kararı iktidar partisi şaşılacak bir ustalıkla yararına kullandı.

Partinin, laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu hakkındaki mahkeme hükmü bir strateji değişikliğinin yolunu açtı.

İktidar laiklik karşıtı hedeflerin propagandasını yapıyorken, mahkeme kararından sonra sessiz fakat büyük adımlarla yürüyüşe geçti.

Serim’in istifasındaki tespitler, YÖK’ün ve üniversitelerin zaptedildiğini belirtiyor.

Gidişin yönü belli

Serim’e göre YÖK anayasal konum ve işlevinden uzaklaşmış, AKP’nin program ve ideolojisini gerçekleştirmeye çalışan kukla bir kurul durumuna getirilmiştir artık.

İstifa mektubu, bu iddianın kanıtlarını da sayıyor:

- YÖK Başkanvekili’nin “Kuran kursları cemaat ve tarikatlara bırakılmalıdır” yolundaki ifadesi;

- YÖK Başkanı’nın “Yeni sınav sisteminde farklı katsayı uygulaması kaldırılacak” açıklaması ile imam hatiplerin önünün açılacağı hazırlığını deşifre etmesi;

- İlâhiyat ön lisans mezunlarının Diyanet İşleri Başkanlığı dışındaki kamu kuruluşlarında da çalışabilmesi olanağının sağlanması...

Serim’e göre rektörlerin seçiminde kıstas liyakat ve üniversitenin tercihi değildir. İktidar türbana özgürlük bildirisine imza koymuş, yandaş veya ilahiyatçı özelliğe sahip rektörler istiyor ve üniversiteleri onlara veriyor.

Böylelikle üniversiteler türban yasağını kaldırma oldu bittisinin gerçekleştirileceği güne hazır ediliyor.

Aydınların gafleti

Bülent Serim o arada, atanan yeni rektörlerle oluşturulan yönetimlerin, laik cumhuriyetçi öğretim üyelerinden öç alma gruplarına nasıl dönüştüğünün de ibretle izlenmekte olduğunu kayda geçiriyor.

Merak ediyorum; Serim’in istifa mektubunu aldığı zaman YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ne yaptı, ne düşündü?

Herhalde kutlamıştır olayı.

Çünkü devlet adamı ahlâkının ve bilim namusunun böyle bir ortamda üreteceği eleştiriler, radikal bir ideolojiye hizmet eden insanları çok rahatsız eder.

Bülent Serim’in yokluğu, teslimiyetçi bir kadroyu aklın ve vicdanın denetimine karşı koruyacak (!) bu nedenle belki mutlu edecektir ama korkarız kör de edecektir.

Üniversiteleri medrese haline getirme özlemi kaba bir şekilde yansıyan YÖK’ü siyasi iktidar bir başarı gibi görmesin.

Dr. Frankeştayn’ı başkaları değil kendi elleriyle yarattığı canavar ortadan kaldırmıştır.

Ülkeyi kaplayan korkak ve çıkarcı suskunluk sonsuza kadar sürmez.

Darbe şamatası arasında başka türlü bir darbe yapıldığını halk fark edecektir.

Aydınların gafleti nedeniyle belki gecikerek ama mutlaka!

DİĞER YENİ YAZILAR