İçki yasağı...

Haberin Devamı

Hukuk devletinin boşalttığı alanları iyilik doldurmaz, baskıcı yönetim uygulamaları doldurur.

Faşizm denilen kötülük de buralarda yetişir.

Tüm erklere egemen olmak AKP iktidarına yetmiyor.

Kamu personelini hâkim ve savcıdan başlayıp polise kadar kontrol altına alan düzenlemeler yapılıyor.

İktidarın isteklerini yerine getirirken işlenen suçlar, dokunulmazlık zırhına alınıyor.

AKP bu şekilde kamu görevlilerini, mağdur ettiği vatandaşların şikâyetlerine karşı koruyor.

Bu konudaki son yasa, kanunsuz emir karşısında duraksayacak olan kamu görevlilerini bir anlamda “Korkma arkandayım” diye teşvik ediyor.

İdeolojik iktidarların en büyük sakıncasıdır:

Göze girmek isteyen idareciler, iktidarın hoşuna gideceğini umdukları eylem ve işlemleri, yetkilerini aşarak, kuralları bozarak icra ederler.

Mesela Ankara’da “çocukların bulunduğu lokantada içki içiliyor” diye yapılan polis baskınının tek olay olmadığı ortaya çıktı.

Meğer benzer bir baskın Aydın’da gerçekleşmiş.

Bir alışveriş merkezi içindeki lokantayı basan polis burada aileleriyle oturan üç erkek çocuğun varlığını tutanağa bağlayarak belediyeye bildirmiş, belediye de lokantaya 2 bin lira para cezası kesmiş.

“Ulema”ya sorsalar ne önerir?

İki ihtimal: Ailece dışarda yemeğe gidenler 18 yaşından küçük çocukları varsa “içki satılmayan bir yer” arayıp bulsunlar;

Veya çocukları evde bırakıp ya da dışarı salıp öyle “zıkkımlansınlar!”

Baskınlar 1934 doğumlu Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu’na dayanarak yapılıyor.

Niye 70 yıl sorun olmayan bu yasa şimdi sorun yaratıyor?

Çünkü farklı bir zihniyet kanunu ideoloji gözlüğü ile okuyor.

Yasa “bar, pavyon, gazino, meyhane gibi içkili yerleri yanlarında veli ve vasileri olsa bile” çocuklara menediyor.

İsteyene içki de verilen lokantaları bu “yasak yerler” içine sokamamak gerekir aslında. Meyhaneye içki için gidilir, yemek mezedir. Aile burada istisnaidir.

Halbuki polisin baskın verdiği yerler lokanta. Buralara aileler de gider ve birlikte yemek yemek için toplanırlar. Ailenin büyükleri -şart değil isterse- “iki kadeh bir şey” içerler, gülerler, söylerler.

Bu yerleri “yasak yer” kapsamına sokmak halkın yaşam biçimine müdahaledir, yaşam alanını daraltma girişimidir.

İktidar, fiili içki yasağı üreterek göze gireceğini zanneden idarecilerin terörüne karşı vatandaşları korumalıdır.

Beterinden korusun

“Çabalama kaptan ben gidemem” diye bir söz vardır.

Öğrenci gösterilerinde “orantısız güç” kullanan polisi mazur ve masum gösteren her söz ve çaba, toplum vicdanında mahkûm olacaktır.

İçişleri Bakanı Atalay dün hata yaptı, gemiyi kaptan olarak kayaya tosladı!

Dediğine göre “Polis öğrencilere vurmamış sadece uzaklaştırmak için gaz sıkmış...”

Acaba İçişleri Bakanı’na öğrencilerin coplandığı, gazlandığı, yerlerde sürüklenip tekmelendiği olayları değil de her zaman polisin şefkatine mazhar olan türban eylemleriyle ilgili çekimleri mi gösterdiler?

Hamile bir kıza çocuğunu kaybettiren hunharlık, bir genci sağlam alıp burnu kırık halde tahliye eden acımasızlık unutturulamaz.

Toplumu hiç kimse suçlular bulunup adalet huzuruna çıkarılmadan tatmin edemez.

Gençlerin aslında polis dayağını ne kadar hak ettiklerini anlatmak için dil döken bir İçişleri Bakanı, demokrasimizin acıklı çelişkisidir.

Kurtulana kadar Allah beterinden korusun!

DİĞER YENİ YAZILAR