İbretlik iflâs!

Amerika ve Irak, Başbakan’ın tüm eleştirilerini hak ediyor. Terörle mücadele için oluşturulan koordinatörlük mekanizması sözde PKK’yı Kuzey Irak’tan söküp atacak ve malî kaynaklarının kurutulmasına da çare bulacaktı

Haberin Devamı

Amerika ve Irak, Başbakan’ın tüm eleştirilerini hak ediyor. Terörle mücadele için oluşturulan koordinatörlük mekanizması sözde PKK’yı Kuzey Irak’tan söküp atacak ve malî kaynaklarının kurutulmasına da çare bulacaktı.

Başbakan, Kuzey Irak’taki kampların yerleri belli iken PKK’ya dokunulmadığını söyledi.

İlişkilerin dayandığı güven zeminini çürüten daha vahim bir tespiti var ki o da şu:

Irak’taki PKK bürolarının kapatıldıkları Ankara’ya resmen bildirilmiş ama o haber de doğru çıkmamıştır.

Yani yalan söylenmiştir!

PKK uyuşturucu kaçakçılığından haraç toplamaya kadar pek çok Avrupa ülkesini de içine alan faaliyetlerini tıkır tıkır yürütüyor, Kuzey Irak’ta Amerikan bayrağının gölgesinde barınıyor, silâhlanıyor, cinayet işlemek için Türkiye’ye girip tekrar oraya sığınıyor.

Şimdi giremeyiz...

Başbakan “Ciddi adımlar bekliyorduk ama olmadı” dedi dün.

Hükümetimiz hangi dünya tecrübesine bakarak bu beklentiye girdi, merak ediyoruz. Amerika El Kaide’ye, Taliban’a, terörist ilân ettiği Saddam’a koordinatör mü göndermişti?

Bu “icat”ın, kötü yönetilen bir devin düştüğü çaresizlik bataklığında mecbur kaldığı onursuz bir iki yüzlülük örneği olduğunu Ankara’nın baştan görmesi ve bu ayları boşa geçirmemesi gerekirdi.

Başbakan’ın şikâyeti hangi gelişmenin habercisi olacak, şimdi ona bakmak lâzım.

Herhalde “Yetti artık, Kuzey Irak’ı dümdüz edeceğiz” anlamına gelmiyordur bu çıkış. Çünkü bu ibretlik iki yüzlülüğü göze alabilen “süper güç” bu kötü psikoloji ile ilişkilerimizde daha ağır hasarlar yaratacak dengesiz tepkiler gösterebilir.

Irak Kürt yönetiminden de fazla şeyler beklememek lâzım: Saddam’ın idamından kaynaklanan intikam ateşi Irak Kürtlerini hedef alacaktır şimdi. Ankara’nın sitemlerine çok duyarlı olmayacaklardır.

Maşalara nasihat
Türkiye bölücü terörle mücadelede geçmişteki gibi kendi gücüne dayanmak zorundadır. Terör örgütü muhatap alınamaz.

Zaten terör örgütünün Kürt kökenli vatandaşları temsil ettiği iddiasının da dayanağı yoktur.

“Kürt sorunu var” ise Türkiye’de demokrasi de var. Ve bu ülke genel seçime gidiyor. Her türlü çözümün özgürce tartışılacağı bir iklimde yaşıyoruz ve geçmişte PKK’ya boyun eğdiren devlet gücünü yönetmiş bir siyasetçi olan Mehmet Ağar bile “çözüm siyasetten geçiyor” diyor.

Partiler proje üretmeliler.

Geriye bir tek dış güçlerin oyuncağı olmaya aday “alet”ler kalıyor. Onlara da Vatan okuru Prof. Metin Ertürk’ün nasihatını aktarıyoruz:

Saddam’ı yaratan, İran’a, Kuveyt’e saldırtan ABD’dir. Şimdi onu deliğe süpüren de Amerika’dır.

“Deliğe süpürmeyin kullanın” diyenlerin kulaklarına küpe olur mu bilmeyiz...

Ama “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal haklı çıkmıştır.

Emperyalizme hizmet edenlerin sonu budur!

DİĞER YENİ YAZILAR