Sorunumuz fakirlik midir, yönetme becerisinden yoksun iktidarlar elinden kurtulamamak mı?
17 Ağustos depremi İstanbul'un köprü ve viyadüklerini yeni bir depreme karşı dayanıksız hale düşürdü.
Bilimsel araştırmalar, bölgenin bilinmeyen bir gelecekte -şimdi de olabilir, otuz yıl sonra da- yedi büyüklüğünde bir deprem tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu söylüyor.
Böyle bir durumda benzemeyi hayal ettiğimiz ülke yönetimlerinin bir gün bile kaybetmeden güçlendireceklerini bildiğimiz köprü ve viyadükler yıllardır öylece bekliyor.
Daha ne kadar bekleyecek, Allah bilir..
Güçlendirilmesi zorunlu 33 kritik nokta Japon uzmanların da işbirliği ile 2000 yılında belirlenmiş, bu işler için Japonya'nın sağladığı 100 milyon dolarlık kredi 2002 eylülünde kullanıma hazır hale gelmişti.
Ama bugüne kadar bir çivi bile çakılmadı. Yani "para yok" bahanesi geçerli değildir. Sorun daha derindedir.
Kanıt mı?. Yıllardır ihale sürecini sonuçlandıramayan Karayolları, Zincirlikuyu'daki sosyal tesislerini depreme karşı güçlendirme işini nisanda ihaleye çıkarıyor.
Bu egoizm, kamu görevi anlayışının harcındaki sorumluluk ve özveri eksiğini deşifre eden bir ibrettir. Yani manevi yapılarımızın da demiri ve çimentosu eksiktir!
Allah korusun, beklenen depreme bu bencil ve uyuşuk yönetim anlayışı yüzünden hazırlıksız yakalanırsak ne olacak?
Düne kadar ne olduysa yine o olacak: "Takdiri İlâhi" diyecekler!
Japon'u koruyan Allah Türk'ü niye cezalandırsın ki?
Yaradan kullarına akıl ve izan vermiş.
Bu imtiyazı kullanan toplumlar kurtuluyor, kullanamayıp doğru insanları işbaşına getiremeyen toplumlar ise enkaz altında kalıyor.
Hiçbir başka sorun hükümete İstanbul'u bekleyen büyük depremi unutturmamalıdır!
Başbakan el koymalı!
Din, iman sömürüsü yapan açıkgözler saf vatandaşları soyarken devlet uyuyor muydu? Hayır..
SPK özellikle gurbetçilere kurulan bu tuzağı deşifre ettiği halde iktidarlar oy kaygılan ile bu çarka çomak sokmaktan uzak durdu.
Sonuç ortada: Alın terleri, geçmişleri ve istikballeri çalınmış on binlerce perişan aile.. Öbür yanda Endüstri Holding ve CHP Milletvekili Atilla Kart'ın deyimi ile Konya'da tabelasından başka bir şeyi kalmamış 40'a yakın benzeri şirket..
Yargı üstüne düşeni yapacaktır ama bu soygunun röntgenini çekmek siyasetin görevidir. Çelişkiye bakın ki CHP'nin bu konuda bir araştırma komisyonu kurulması önerisini AKP son anda reddetmiştir.
CHP'liler "İktidar üst yönetiminin ilişkide olduğu holdingler var. iktidar engel olmasa kaybolan paralara ulaşılır" diyor.
AKP meclisin önünü tıkamamalıdır. Çünkü bunun ağır vebali vardır.
Adaleti siyasi menfaat için ihmal eden zihniyetin bile hesabı şaşar bu işte: Saf vatandaşları soyanların oyu oy da, onların perişan ettiği zavallılarınki oy değil mi?
Geçmiş iktidarların yolsuzluklarından bıkarak AKP'ye destek vermiş tarafsız vatandaşlar "Her iktidar kendi hortumcusunu kolluyor. Al birini vur ötekine" demeye başlarsa yazık olmayacak mı?
Başbakan Erdoğan, grubunu bu yanlış kararından döndürmelidir.
İbretlik egoizm
Sorunumuz fakirlik midir, yönetme becerisinden yoksun iktidarlar elinden kurtulamamak mı?
Haberin Devamı

