Her olayı hayatın pratiğine dayalı bir elekten geçirerek "kim kazandı, kim kaybetti?" sorusuna cevap aramak moda oldu.
Buradan yola çıkarak Danıştay'daki katliam girişiminin laik hassasiyeti aşın artırdığını söyleyebiliriz.
Bundan sonra iktidar, tabanındaki aşırdan tatmin etmekte zorluğa düşecek, dinci-tarikatçı kadrolaşmada rahatlığını kaybedecek, cumhurbaşkanı adayını belirlerken laik duyarlılığı hesaba katmaya daha çok mecbur kalacaktır.
Yani bu alçakça olay en çok AKP iktidarına zarar verecek, çünkü hedeflerinin bir kısmından vazgeçmeye mecbur edecektir. "Öyleyse bu komplo iktidar partisini hedef almıştır."
Başbakan Erdoğan Star'a verdiği demeçte "derin komplo" dan söz ediyor. "Çok önemli ipuçları ele geçirildi. Derin bir komplo olduğu söylenebilir" diyor.
"Derin devlet" denilen hayaleti zihinlerde uyandırmasının amacı ne olabilir?
Benzini kim döktü?
Katil ve işbirliği yaptığı arkadaşlarının, Cumhuriyet Gazetesi'ne üst üste bomba atma eylemlerinde de rolleri var. Katil Arslan ile arkadaşlarının, Danıştay eylemi ardından yakalanmasalar hangi melanete yönelecekleri bilinmiyor ama öğrenilecektir. Komplo artık tahmin olmaktan çıkmıştır ama "derin devlet çağrışımı" uyandırmak niye?
İktidarın sürekli ayıbı olan din istismarı çok telâffuz edilirse AKP okkanın altına gider korkusu mu?
Kendileri iktidarda, suçlu ellerinde; ima ettikleri şeyi ispat etmek borçlarıdır.
İktidar hoşgörü kredisini tüketti, çünkü laiklik konusundaki yanlışlarından vazgeçmiyor.
Evet yangın çıkaran kibriti Avukat Arslan çaktı. Doğru ama meydana gelen cehennem ateşinin asıl sebebi kibrit değil, kibritin tutuşturduğu benzindir.
O benzini kim döktü?
Bu kafayla olmaz
"Laikliği yeniden tarif edelim" talebi bile sorunun cevabını veriyor. AKP lider kadrosu laikliği "Din ve vicdan özgürlüğü" diye tarif ediyor. Halbuki o, tarifin yansıdır. Öteki yarısı Anayasa'nın 24'üncü maddesinin son fıkrasında:
"Kimse devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."
AKP iktidara geldiğinden beri bu tarifi paspas gibi çiğniyor. Hem devleti yönetip hem onun mağdurunu oynamak, işte böyle aşırıları azdırıyor.
"Gerilim yaratmayalım" sözleri, gerginliğin gerçek sebeplerini örtme kurnazlığı gibi geliyor bize.
En kötü ihtimalle bir "derin komplo" söz konusu olsa bile iktidar masumiyetini kanıtlayamaz.
Komplocuları kim iştahlandırdı? Onlara komplo düzenleme cüretini kim kazandırdı?
AKP laikliğe dost bir iktidar kimliği kazanmadıkça rahat, huzur bulamayacağız!
Huzurun şartı
Her olayı hayatın pratiğine dayalı bir elekten geçirerek "kim kazandı, kim kaybetti?" sorusuna cevap aramak moda oldu...
Haberin Devamı

