Referandum yalanlarına inanan gençlerin çilesi bitmiyor.
Yeni anayasa paketiyle gösteri ve ifade özgürlüğünün genişlediğini zanneden gençler dün polisten yine cop ve biber gazı yedi!
Polisler Ankara’dan üç otobüsle gelen 150 öğrenciyi Çamlıca gişelerinde durdurdu. Kimlik kontrolü bahanesiyle üç saat oyalandıktan sonra geri çevirdi.
Direnen gençleri kordon altına alan polis zor kullandı, biber gazı sıktı. Kurtköy’deki durma teşebbüsü yine zor kullanılarak önlendi.
Bir başka grup da Başbakan Erdoğan’ın rektörlerle buluştuğu Dolmabahçe’ye protesto yürüyüşü yapmak amacıyla Kabataş’ta toplandı.
Gençlik Sendikası üyesi öğrencilere polisin burada da sert bir şekilde müdahale ettiği görüldü. Gözaltına alınanlar oldu.
Neymiş demek ki?
Bütün dikta yönetimleri vatandaştan kayıtsız şartsız itaat ister ve bu amaca acımasız yöntemlerle kestirmeden giderler.
Özgürlüğünü kullanmak isteyen gruplara düşman gözüyle bakarlar ve oransız güç kullanarak gözdağı vermeye ibret yaratmaya çalışırlar.
Siyasi iktidar acaba bu acımasızlık ve hoşgörü yoksunluğu ile protesto edilme sebeplerini artırdığını fark etmiyor mu?
Başbakan dün, kendilerine atmak üzere aldıkları yumurtaları israf edecekleri yerde yemelerini öğütlüyordu gençlere...
Şaka gibi!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, demokrasinin “her isteyenin, istediği zeminde ve zamanda, canı ne istiyorsa onu ifade edebildiği bir rejim olmadığını” söylüyordu.
“Sizin demokratik hakkınız başka insanların demokratik hakkını engellemeye başladığı andan itibaren biter”miş...
AKP sözcüleri demokrasinin ne olmadığını değil, ne olduğunu anlatsınlar.
Dünkü gençler kimin demokratik hakkını engellemeye kalktılar da cop ve biber gazı ile kırılıp dökülmeyi hak ettiler?
Bırakın bu lâfları...
Polisin görevi, siyasi iktidarın ibret yaratmak ve gözdağı vermek gibi çağdışı tedbir arayışlarına alet olmak değildir.
Türkiye’de demokratik gösteri yapan grupları sokak ortasında cezalandıran devlet gücünü çağdaş yönetimler, o grupların gösteri haklarını dışardan gelecek tehlikelere karşı korumak için kullanıyorlar.
Türkiye’yi “demokrasi bizim için araçtır” diyen zihniyet yönetiyor.
Burası sekiz yıl öncesine kadar her Cuma sonrası camilerin önünde türban mitinglerinin güven içinde yapıldığı bir ülkeydi.
Şimdi 150-200 öğrenci 12 Eylül dönemi YÖK’ünü mumla aratacak icraatların sorumlularını 150-200 metre uzaktan olsun eleştiremiyor.
Polis gösteri hakkını ezmek yerine güvenle kullandırmak için çalışmalıdır.
AKP’li Hüseyin Çelik polis şiddetine hedef olan çocuklar için “Onlar bizim canımız ciğerimiz“ demiş.
Bıraksın bu alaturkalığı...
Kimse kimsenin canı, ciğeri olmak istemiyor; haklarına, kişiliğine, onuruna saygı gösterilen vatandaşlar olmak istiyor!
Hüseyin Çelik beyin ciğeri...
Haberin Devamı

