Hukukla çatışma!

Haberin Devamı

Her türlü güce meydan okuyan bir siyasi tavır yoksulu ve ezilmişi bol toplumlarda prim yapar.

Zaten Tayyip Erdoğan’a popüler lider kimliği kazandıran sebep de mağdur rolü ve Kasımpaşalı tavrı değil miydi?

Ama kullandığı vitaminde doz aşımı yanlışına düşmüş bulunuyor Başbakanımız!

Bir yanlışı da Türk halkının devletle sürekli kavga halinde bulunan siyasetçilere güvenmediği gerçeğini gözardı etmesidir.

Sanki öteki partilerle değil, devletin en önemli kurumlarından oluşan bir koalisyonla yarışıyor ve seçimde AKP ile devlet karşı karşıya gelecek.

Çok ileri gitti...

Bu çoğunluğa sahipken cumhurbaşkanı seçememek bir parti lideri için kolay hazmedilecek başarısızlık değildir. Doğru ama mağduriyetten menfaat üretmek konusundaki uzmanlığı ile Erdoğan, seçimde çok verimli bir istismar kozu zaten elde etmişti.

“Cumhurbaşkanını mecliste seçecektik, seçtirmediler. Öyleyse halka gidelim dedik, onun da önünü kapatıyorlar. Biz daha ne yapalım?”

Seçim meydanlarında ölçülü bir siyaset adamına davayı kazandıracak yeterlikte bir feryat üretebilirdi bu sözler.

Ama Başbakan kalite üzerinde değil de fırsatlar üstünde yükselen liderliğinin ölçüsüzlüğü ile kendini ve partisini mağdur, Anayasa Mahkemesi’ni rakip göstermekte çok ileri gitti.

Yüksek mahkemenin meclisin cumhurbaşkanı seçmekle ilgili toplantı yeter sayısı üstüne verdiği kararı teknik olarak eleştirebilirdi. Fakat orada duramadı “Tarih bu kararı alanları yargılayacaktır” dedi.

“Ben tarafsız yargı istiyorum” dedi.

“Bu 367 bitmedi, çok konuşulacak” dedi.

“Bu yargı için talihsizliktir, yüzkarasıdır” dedi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu dün Başbakan’a bütün siyasetçilerin de ibret alması gereken bir cevap verdi.

Ona haddini aştığı uyarısında bulundu.

“Kuvvetler ayrımı” ilkesinin devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediğini hatırlatarak ciddi bir tespit yaptı:

Ağır suçlama...

“Başbakan’ın, hukukun üstünlüğü ve yargı kararlarının tartışmasız bağlayıcılığı ilkelerini dışlayan, üstlendiği görev ve devlet adamı sorumluluğu ve ciddiyeti ile bağdaşmayan tehdit, hakaret ve husumet içeren söylemleri mahkememizi doğrudan hedef göstermektedir!”

Hedef gösterilmesinin ardından Danıştay’ın uğradığı saldırı, Anayasa Mahkemesi Başkanı Tuğcu’nun yaptığı tespiti, suçlama ve suç duyurusu niteliğine sokuyor.

Ülkeye istikrar getirmekle övünen Tayyip Erdoğan, seçime giderken halkına hukuk devleti vaat eden bir lider olma özelliğini kaybettiğini, asıl yüz karası örneğini, yargıya yönelik tutumu ile kendisinin yarattığını neden göremiyor?

Verdiği türban kararı nedeniyle bir vakit AİHM’ye “Ulemaya sorun” diye yol göstermeye kalkışmıştı.

Acaba ona söz dinletecek bir ulema yok mu kıyıda köşede?!

DİĞER YENİ YAZILAR