Hukuk ve egemenlik

Meslekten ihraç edilen Savcı Sarıkaya için her kafadan bir ses çıkıyor...

Haberin Devamı

Meslekten ihraç edilen Savcı Sarıkaya için her kafadan bir ses çıkıyor. Büyük çoğunluk, yetkisini aşarak ve kanıt olmadığı halde Orgeneral Büyükanıt'ı töhmet altında bırakan eylemi nedeniyle Savcı Sarıkaya'nın cezalandırılması gereğini baştan kabul ediyor.

Ayrışma verilen cezada gözleniyor.

Düşünce açıklayanların önemli bir kesimi ihraç cezasının ağır kaçtığını savunuyor.

Hakim ve savcıların mesleki konulan tartıştıkları internet sitesinde düzenlenen "Nasıl bir karar bekliyordunuz?" anketine dün akşama kadar 518 hakim ve savcı görüş açıklamış.

Bunlardan sadece yüzde 3'ü meslekten ihraç cezasını yerinde buluyor. Yüzde 23 "uyarma",
yüzde 17 "kınama" ve yüzde 11 "yer değiştirme" cezasını uygun görürken yüzde 39 oranındaki en geniş kesim "cezaya yer yoktu" diyor.

Neden? Meslek dayanışması mı bu?

Yargı mensuplarının yorumlarında sık rastladığım ve hak verdiğim bir nokta var:

Hakimler ve savcılar, verilen meslekten ihraç kararının gerekçesini merak ediyorlar ve açıklanmasını istiyorlar. Aynı şeyi kafası iyice karışmış olan vatandaşlar da bekliyor.

Şu tartışılıyor: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından verilen karar, yargı bağımsızlığının kanıtı mıdır, yoksa yargı bağımsızlığı bulunmadığının itirafı mı?

İkisini savunan da vardır bugün.

"Et koktuktan sonra"
Savcı Sankaya'nın komuta kademesindeki terfi zincirini değiştirmeye yönelik tertiplere karıştığı, yazdığı iddianame için bu amaçla dışardan yardım aldığı dahi söylendi.

Hatta daha çevik bir denetim Demirel'in dediği gibi belki bütün bu nahoş tırmanışı baştan durdururdu.

Sarıkaya, Van Üniversitesi Rektörü Prof. Aşkın'a
yönelik siyasi komplo kokusu taşıyan iddianemeyi yazarak aylarca tutuklu kalmasına sebep olan savcıdır aynı zamanda.

Eski Cumhurbaşkanı Demirel "Et koktuktan sonra müdahale edilmiştir" diyor;

"Üniversite meselesinde savcının ehliyetinden bir takını şüpheler var; tedbirini o zaman almak lâzımdı..."

Meslekten ihraç kararının gerekçesini açıklamak, yalnız yargı görevlilerinin tereddütlerini yenmelerini ve onların yargı bağımsızlığına güven kazanmalarını sağlamakla kalmayacaktır. Aynı zamanda çeşitli ideolojik kampların propaganda bombardımanına hedef durumda olan toplumun vicdanını da tatmin edecektir.

Bugünkü bayramı hak etmek istiyorsak bu beklenti karşılanmalıdır.

Ulusal egemenlik hukukun üstünlüğüne dayanmalı ve millet buna inanmalıdır ki çocuklarımıza gerçek bir bayram vermenin onurunu taşıyalım.

DİĞER YENİ YAZILAR