Hukuk sıfır!

Haberin Devamı

Ülkeyi git gide zından haline getiren sebebin sadece kötü yönetim olduğunu düşünemeyiz.

Kötü niyet daha ağır basıyor ve şükür ki bazı büyük yanlışlar, halkı korkutarak engizisyon düzenine mazeret uydurmaya çalışanların maskelerini düşürüyor.

Tarihimizde “kanun diye, kanun diye kanun tepelendi” denilen dönemler yaşanmıştır ama hiç adalet adına hukuk tepelenmemiş, zulüm ve haksızlık hiç bu kadar açık yalanlara sarılmamıştı.

Dikkat edin... AKP iktidarı en fazla enerjiyi adaletin yollarına engeller koymak için harcıyor.

Neredeyse tüm telefon konuşmaları takip altındadır, niye?

Çünkü buradan sağlanan bilgiler, siyasi muhalefete baskı yapmanın, Ergenekon tehdidine süreklilik kazandırmanın malzemesini silâhlarını üretiyor.

Yasa dışı olduğu apaçık ortada olan gizli telefon dinlemelerini sürdürmek yolunda iktidarın göze aldığı suç ve ayıpların, kaçak evini yıkmaya gelen ekipleri durdururum diye bebeğinin boğazına bıçak dayayan o çıldırmış adamın yaptığından farkı ne?

Kim kimi koruyor?

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nı (TİB) bizzat Başbakan Erdoğan’ın seçip atadığı bir bürokrat yürütüyor.

Hatırlayacağınız gibi TİB, bütün Türkiye’yi dinlemek üzere bir mahkemenin verdiği izni Adalet Bakanlığı’nı devreye sokarak Yargıtay’a götürüp iptal ettirmişti.

Yargıtay “Hiç bir kurumun ülke genelinde izleme yapamayacağına” dair karar vermişti.

TİB’in yaptığı doğru bir hamle idi. Ama aynı izleme yetkisini MİT ve Emniyet de kullanıyordu. Onlara niçin itiraz edilmiyordu?

Bu uyarıyı YARSAV yaptı Adalet Bakanlığı’na; ama kapı duvar!..

YARSAV Başkanı Eminağaoğlu bunun üzerine Yargıtay’a başvurdu. Ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, MİT ve Emniyet’in ülke genelini kapsayan teknik takip yetkisine itiraz etmeyen yüksek dereceli üç Adalet Bakanlığı bürokratı hakkında “görevi kötüye kullanmak”tan soruşturma açılmasını istedi.

Bunun için Adalet Bakanı’nın izin vermesi gerekiyor ama tahmin edilebileceği gibi Bakan bu izni vermedi. Niye?

Çünkü büyük ihtimalle Yargıtay’ın soruşturmak istediği suçun perde arkasındaki asıl failleri Başbakan ile Adalet Bakanı’dır!

Bürokratların yargıya hesap vermesinin önünü tıkayarak onları değil asıl kendilerini koruyorlar!

Nasıl geldi, ne oldu?

İktidar kendini adeta yargının denetim alanını sıfırlama hedefine kilitlemiştir.

Çünkü yargı işlerse, hukuk dışı dinlemelerle sağlanan malzeme kesilecek, yolsuzluklar gündemi kaplayacaktır.

Sanki gündemi yönetenlerin maksadı darbeci bir çete varsa onu bulup çıkarmak değil de her türlü muhalefeti terörle susturmaktır!

Deniz Feneri davasını savsaklamak için AKP’nin katlandığına benzer sıkıntıları göze almış başka bir iktidar görülmemiştir.

Çünkü inançları sömürülen insanların dolandırıldıkları Alman mahkemesi tarafından tesbit edilmekle kalmamış, “elebaşıların Türkiye’de” oldukları da belirtilmiştir.

Dindarları soyan bir çeteyi, dindarlığı ile övünen bir iktidar korur mu?

İşte koruyor.. Ama büyük ihtimalle AKP Deniz Feneri davasının Türkiye ayağını baltalamaya uğraşırken aslında kendini korumaya çalışıyor.

Çok ibretli bir kaderdir bu...

AKP’yi mağduriyet üstüne kurulu söylemler ve ona ilişik adalet vaadleri iktidara getirdi.

Şimdi bu parti, yargıya baskı yapabildiği ve suçluları mahkemeden kaçırabildiği ölçüde ayakta durabileceğini zanneden bir görüntü sergiliyor!

DİĞER YENİ YAZILAR