Hukuk devleti nasıl olacağız

Haberin Devamı

Galiba iki yıl önceki 23 Nisan’dı. Başbakan, koltuğunu bayram şerefine devrettiği küçüğe cesaret veriyordu:

“Canın ne istiyorsa iste, yap; şu anda Başbakansın. Astığın astık, kestiğin kestik!”

Boş bulunduğu anlar, Başbakan’a bile yanlış şeyler söyletebiliyor.

Ve ağızdan kaçan bir söz, içinde beslediği niyeti açık ediyor.

Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçiş konusundaki ısrarı şu ana kadar işe yaramadı.

Artık “astığı astık, kestiği kestik icracı” hedefini başka manevralarla yakalamaya çalışıyor.

İktidar, önemli yasalarda değişiklik öngören teklifleri parlamentonun yorgun düştüğü ve genel kurulun tenhalaştığı saatlerde yapıyor.

Bu taktiğin son uygulaması önceki akşam oldu.

Sürece yasal zemin...

İki AKP’li milletvekilinin verdiği yasa teklifi MİT’e olağanüstü yetkiler kazandıracaktır.

MİT’e her türlü bilgi ve belgeyi elde etme hakkı tanıyan teklif, MİT belgelerini çalanlara ve medyada yayınlayanlara ağır hapis cezaları öngörüyor.

MİT’in istediği belgeyi vermekten sakınanlar da hapse atılacak.

MİT Müsteşarı’nı güçlendiren ve “çözüm süreci”ni koruma altına alan düzenlemelerin yapıldığı da görülüyor.

Yasa meclisten geçtiği takdirde MİT’in Öcalan’la yaptığı görüşmeler yasal bir zemin kazanacak. MİT’in kontrolündeki TIR’ları savcılar durduramayacaklar.

MİT sınırsız dinleme yetkisine sahip olacak. MİT Müsteşarı ancak Yargıtay tarafından ve Başbakan’ın izin vermesi şartıyla yargılanabilecek.

Yoldan çıkmayalım

Muhalefet partileri, bir anda gün ışığına çıkarılan kanun teklifine aynı tepkiyi gösterdiler:

“Polis devletinden istihbarat devletine, otoriterlikten diktatörlüğe geçiş yapılıyor!”

Yeni MİT düzenlemelerine hukuk ve özgürlük değerlerine saygı göstermeyen bir yoldan gidildiği için bu hamle, kamuoyu desteğini hak etmiyor.

Böyle zorlamaların güvenlik ve refah getirmediğini yaşayarak öğrenen atalarımızın tecrübeleri yol gösterici olmalıdır.

Padişah II. Abdülhamit 1880 yılında Yıldız İstihbarat Teşkilâtı’nı kurdu.

Çok sayıda hafiyeden oluşan bu örgütün amacı muhalefet hakkında bilgi toplamak, darbe ve ayaklanma girişimlerini belirlemek ve önlemekti.

İşe yaramadı.

Sorunları çözmek şöyle dursun üstüne bir de jurnalci terörü getirdi.

Abdülhamit dönemi tarihe “Devr-i İstibdad” adıyla geçti.

Türkiye, hukuku dolanan hiçbir çözüme heves etmemelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR