Hocanın borcu

Haberin Devamı

Yandaşları Fethullah Hoca’nın kerametlerine İngiliz üniversiteleri ile parlamentosunu bile inandırdı. Bravo!

Ekim sonunda Londra’da bir araya gelecek olan 45 bilim adamı, Gülen’in İslâm yorumunu ve dünyadaki etkilerini tartışacak.

Batı dünyası, İslâm’ı terörle özdeş hale getiren örgütlere ve akımlara karşı kendini savunmaya çalışıyor. Çarelerden biri “Ilımlı İslâm” modelidir.

Gülen cemaatini tanıtım yoluyla güçlendirmeye çalışan profesyonel ekip fırsatı değerlendirmeyi bilmiştir. Kendi açılarından büyük başarıdır.

Konferans “Değişen İslâm dünyası ve Gülen hareketinin katkıları”nı araştıracak. Önceki toplantılarda olduğu gibi Hoca’yı konuşmacılar yere göğe koyamazken o yine orada olmayacak.

Merak ediyoruz, bu “tavşana kaç, tazıya tut” oyunu daha kaç yıl sürecek?

Sekiz yıl önce Amerika’ya giderken bir kaseti ortaya çıkmış, o kasette Hoca’nın bağlı olduğu söylenen değerlere ihanet ettiği şüphesi doğmuştu.

Gitti, arkasından gelen sorulara dönüp bakmadı.

Herhalde etkileyici konukseverliği, konferansa katılan bilim adamlarının sorularına muhatap olmaktan onu koruyor.

Fethullah Gülen o kasette müritlerine “başta mülkiye ve adliye tüm hayati müesseseleri” ele geçirmelerini, “sezilmeden çoğalmalarını” ve “denge oluşana kadar kuvvete başvurmaktan sakınmalarını” öğütlüyordu.

Türkiye’ye dönmesini acaba şu son sözleri mi önledi:

“Müslümanlar erken vuruş yaparlarsa dünya başlarını ezer. Bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır!”

Bu önerme radikal İslâm’ın alternatifi değildir. Olsa olsa şiddeti hesaplı kullanan bir dinci siyasettir.

Fethullah Hoca, en azından sevenlerine borçlu olduğu saygıdan ötürü, bu kasetin yüklediği günahtan artık kurtulmalıdır.

Ya özür dileyerek veya sekiz yıl önceki gibi düşünmediğini söyleyerek konferansı açmalıdır.

*****

Bir ümit...

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin çok değerli bir uyarıda bulundu.

Son görevinden önce 26 yıl türban davalarına bakan Danıştay dairesinde görev yaptığı için hem toplumu, hem sorunun sosyal ve hukuki boyutlarını iyi biliyor.

“Saf duygularla anayasa taslağını hazırlayan akademisyenler Türkiye gerçeğini bilmiyor ve göremiyor” diye konuşmuş.

Türban yasağını kaldırmanın sorunu daha da büyüteceğini söylemiş.

Bumin, türban hakkını elde eden siyasal İslâmcıların susup oturmayacaklarını anlatmaya çalışıyor. Gerçekten de sömürü siyaseti için her kazanım, daha büyük bir hedefe hamle sebebidir.

Türban serbestisi kara çarşafa genişletilecek, ardından da mücadele kamuda çalışan kadınlara doğru tırmandırılacaktır.

Taslağı hazırlayan karma komisyon tıkandığı için kararı Başbakan Erdoğan’a bırakmış. Hiçten iyidir.

Çünkü Tayyip Erdoğan türban serbestisinin açacağı yeni dertleri öngörmekte romantik akademisyenlerden daha gerçekçi olabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR