Hoca’nın nasihati

Haberin Devamı

Koalisyonların bozulması, kötü giden evliliklerin sona ermesi kadar sorunlu, sancılı oluyor.

Çiftin işler iyi giderken farkında bile olmadıkları birikimleri, sıra pay etmeye gelince dünyanın en değerli şeyleri hâline dönüşüveriyor.

Türkiye şu dönemde bir siyasi evliliğin dağılması sancılarını yaşıyor.

Tasfiyenin ikinci evresindeyiz.

Taraflar birbirlerini pintilik ve nankörlükle suçluyor. Bu tartışmalar sırasında ağızlarından çıkan sözlerin ileride aleyhlerine kullanılabileceği ihtimalini akıllarına getirmiyorlar.

Mesela geçen aylar gündeminin en merak çekici sözlerinden biri AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ağzından kaçtı.

Başbakan, AKP-cemaat koalisyonu içinde başgösteren huzursuzluk ve mızıkçılığın hiçbir mantıklı nedene dayanmadığını düşünerek sordu:

“Ne istediler de vermedik?”

Rant-mama yağması

Geçen gün de anlam veremediği ayrılığın sebeplerine dair tahminde bulunuyordu..

Sözde Gülen cemaati üyeleri yandaşlara SMS’ler atıyor ve oylarını AKP’ye vermemelerini istiyorlarmış.

Eğer mutlaka kullanacaklarsa, başka bir partiye yönlendiriyormuş.

Başbakan önce “Niye” diye sordu bağırarak. Sonra özel yetkili savcı gibi hükmünü açığa vurdu:

“AK Parti’nin dışında kime oy verirseniz verin diyorlar. Niye?

Rant, mama kaybolunca her şey bozuldu!”

Dünkü Financial Times’a Fethullah Gülen uzun bir makale yazdı. Özeleştiri de içeren bu yazıda Gülen, hükümet içindeki küçük bir grubun tüm ülkenin kalkınmasını rehin tuttuğunu, halkın desteği ile beraber AB’ye katılma fırsatını da çarçur ettiğini savundu.

İki önemli mesaj daha vardı;

Yorgunluk etkiledi

1. “Din adına siyasi iktidar sahibi olmaya çalışmak İslâm’ın ruhuyla çelişiyor. Din siyasete karıştığında ikisi de zarar görür. En çok da din..”

2. “Ruhani inzivadayım; öyle de kalacağım.”

Cemaatin Başbakan’la çatışma hâli yaşaması, en azından Gülen cephesinde yorgunluk yaratmıştır.

Yazı çatışmayı barışa çevirecek fırsatlara kapılar açıyor.

Bir yandan iktidar partisinin, bir yandan da toplumun laik kesiminin güvenini kazanmayı hedefliyor.

Buradan örnek bir demokrasiye ve ihtiyacımız olan yeni bir anayasaya gitmenin doğru olacağına inandığını belli ediyor.

Bu kadar uzlaşmacı görünmesi yıpratıcı AKP-cemaat savaşına son verecek bir taktik manevra olabilir mi?

Mümkündür.

Ama yine de şimdi önemli olan yapıcı eleştiri ve önermelerden yararlanmayı bilmektir.

Sonra, din adına siyasi iktidar sahibi olmaya çalışmanın İslâmın ruhuna ters düştüğü nasihatini hiç hatırdan çıkarmamak...

DİĞER YENİ YAZILAR