Erbakan’ın hayatı çarpıcı aykırılıkların hikâyeleri ile doludur.
Mesela... Üçüncü Cumhuriyet Bayramı kutlanırken 29 Ekim 1926 günü dünyaya gelmiştir.
Cumhuriyet’in bağımsız, özgür ve medeniyetçi bir ruhla şahlandığı yıllarda büyümüştür.
İstanbul Teknik Üniversitesi’ni bitirip makine mühendisi olduktan sonra akademik kariyerine Almanya’da mükemmel bir başlangıç yapmış ama bu parlak bilim adamının adı, siyaset sahnesine çıktığı 1970’lerin başından itibaren “şeriat tehlikesi”nin simgesi olarak anılmıştır.
Özetle parlak bir Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmiş ama Cumhuriyet’in başına en çok dert açan yetişkini olmuştur!
Kırk yılda dört partisi kapatılmış tek siyasi lider Erbakan’dır herhalde. Ama tüm bu yıkımları şaşılacak bir sabırla kabullenmiş, hiç şiddet yoluna sapmamıştır.
Bu sabrını besleyen güç, demokrasiye ve adalete olan inancı mıydı, yoksa her kapatma cezasının mağduriyetten ötürü seçmen tabanını genişlettiğini görmesi mi?
Herhalde iki etkinin de payı vardır.
Çünkü Milli Görüş partileri askeri darbelerin gerekçesini oluşturmuş olduğu halde, izleyen dönemlerde en büyük siyasi kazançları Erbakan’ın partileri elde etmiştir.
Öyle ki MSP’nin kapatılması Refah’ı getirmiş, 1995 seçimi de Erbakan’ı “Türkiye’nin en büyük partisi” Refah’ın lideri olarak Başbakan yapmıştır.
28 Şubat’ın Refah ile Fazilet partilerine son veren uygulamaları “Milli Görüş” ambalajına sarılı İslâmcı partiye büyük oy getirmiştir ama Hoca’nın bu kez şansı yaver gitmemiştir.
Çünkü tepki oylarının gideceği tek kapıyı bu kez tek başına o tutmuyordu..
Erbakan’ın yanında yetişen genç yöneticilerin ayrılarak kurdukları başka bir parti, yani AKP de vardı.
Onlar da İslâmcı ama ılımlı ve yeni idi.
Erbakan kadar da korkutmuyorlardı. Çünkü Amerika’ya ve Batı’ya kötü gözle bakmıyorlar, “taklitçi zihniyet”i eksiklik değil üstünlük sebebi sayıyorlardı.
Defineyi kaptırdığı için gözü arkada kalmış mıdır bilemeyiz ama Erbakan en içten şükranı bugünkü iktidardan hak ediyor.
Allah rahmet eylesin...
Seçim için iki hedef
Bahçeşehir Üniversitesi’nin araştırmasına göre AKP kasabalarda oy kaybediyormuş.
Çünkü ekonomik krizin etkileri kendini buralarda kırsala ve büyük kentlere oranla daha güçlü duyuruyormuş.
Bilginin zararlısı olmaz ama böyle haberler muhalefet partilerinde rehavet yaratacaksa hiç duyulmaması daha iyidir.
Bizce CHP ve MHP için hedef alınacak iki ana başlık var.
1. Sandığa sahip çık;
2. Fark yarat...
İktidar partisine bir şey önermiyoruz; çünkü fazlasını yapıyor onlar.
Kamu ve özel tüm denetim ve propaganda olanaklarını “ayıptır, yazıktır” demeden sonuna kadar kullanıyorlar.
Seçimde hile şüphesi, bu iktidarın uyandırdığı korkulardan etkilenen yığınları tedirgin ediyor. O halde yapılacak şey, CHP ve MHP’nin kendi çatıları altında paralel birer oy sayım merkezi oluşturmaları ve tüm sandık sonuçlarını bire bir elde etmeleridir.
Fark yaratmaya gelince... En çarpıcı fark “sultanın adamları”na karşı “milletin vekilleri”ni yarışa çıkarmaktır.
AKP’nin adaylarını lider seçecek.
Kılıçdaroğlu ise ön seçim vaat etmişti.
Yani CHP’nin adaylarını parti tabanı seçecek demektir. Ama kafaların biraz karıştığını ve tepeden inmeciliğin özendirilmeye başladığını hissediyorum.
İnşallah ana muhalefet, en çarpıcı farkı yaratma imkânını ziyan etmez!
Hoca’nın mirası
Haberin Devamı

