Hırsıza ruhsat!

Haberin Devamı

Tencere dibin kara, seninki benden kara... Siyaset hep bu zemin üstünde yapıldı Türkiye’de.

Çünkü iktidarlar çabuk kirlendiler. Suçlandıkları zaman kendilerini aklayamadıkları için alternatif olabilecek partinin de “matah” olmadığına halkı inandırmaya uğraştılar.

Sonunda Türk seçmeninde umarsız, ahlâksız bir seçim kıstası oluştu, hırsızlara ruhsat çıktı:

“Çalarsa çalsın yeter ki iş yapsın!”

Son günlerin peş peşe patlayan yolsuzluk rezaletleri, önümüzdeki yerel seçimlerde yine aynı kadere mahkûm olacağımızı gösteriyor.

Demokrasimizin soyulup soğana çevrilen kadersiz halkımıza verebileceği son imkân bu mu?

Daha iyisine lâyık olamaz mıyız?

Başbakan Erdoğan “Temiz Eller” çıkışı yaptığı gün pek çok saf vatandaşla beraber ben de umutlanmıştım.

Sonra Deniz Baykal çıktı “Kendi kirlenmiş bir siyasetçi temiz eller operasyonuna nasıl öncülük eder?” gibisinden bir soru ortaya attı.

Adil de davrandı. “Yalnız ikimiz dokunulmazlıklarımızdan vazgeçelim ve Temiz Eller başlasın” diyecek oldu.

Bu çağrıyı korku heykeli gibi dinleyip cevapsız bırakan Erdoğan bence çok şey kaybetmiştir.

O gün karizması çizilmiştir.

İktidar zenginleri...

Başbakan’ın dürüstlük ve temizlik konusunda attığı nutukların, Erbakan Hoca’nın “Atatürk yaşasaydı Milli Görüşçü olurdu” sözlerinden daha fazla ağırlığı, inanılırlığı olmayacaktır artık.

Ama demokrasi cömerttir, pişmanlık gösterenleri kolay affeder, hatta ödüllendirir.

Son yolsuzlukların içinde kent rantlarını yağmalamak konusunda gemi azıya almış bir saldırganlık büyük yer tutuyor.

Bu skandalların tek yararı şu oldu: “Mantar gibi türeyen yeni iktidar zenginlerini kimler, nasıl yaratıyor?”

Millet şimdi bunun yolunu, yöntemini öğrendi.

Geleceği olmayan bir arsayı alırsın, adamını bulur, bedelini öder, imar durumunu belediyeden değiştirirsin, sonra aldığının on kat, yirmi kat fazlasına satar zengin olursun.

Muhalefet sözcüleri “Yakalananlar buzdağının görünen kısmıdır” diyorlar. Peki su altındaki asıl büyük kısmını kim, nasıl ortaya çıkaracak?

Önümüz yerel seçim. Seçimler hep yağmayı tahrik etmiştir. Yine aynı şey olacak.

Durdurmanın tek yolu, partilerin hiç değilse bu konuda işbirliği yapmayı kabul etmeleridir.

Mesela kent rantları için hemen bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulabilir. Her partinin eşit ağırlıkla temsil edileceği bu komisyon, yoldan çıkmış belediyeler üstünde fren etkisi yapabilir.

Temiz Eller’in şartı

Kentlerimiz hırsızlığın ve zevksizliğin tecavüzüne uğramış halde. Ne kurtarsak kârdır.

Halkın “Kim gelirse gelsin bu yolsuzluklar, bu hırsızlıklar bitmeyecek” umutsuzluğuna son vermeyi başarmaya mecburuz.

Alman adaletinin ortaya çıkardığı Deniz Feneri dolandırıcılığı, elde edilen sanık ve tanık ifadeleri ile olsun, mahkemenin karar verirken dayandığı delillerle olsun Türkiye’de de adalete hizmet edecektir.

Ama bunu siyasi iktidarın da gerçekten istemesi gerekiyor. Bir yandan “Temiz Eller” nutukları çekerken öbür yandan, yargıya gizli gizli gözdağı vermek ahlâksızlıktır.

Her gün yeni fırsatlarla geliyor.

İktidarı “Temiz Eller” ahlâkına sahip bulunduğunu kanıtlamaya davet ediyoruz.

Bunun birinci şartı kent rantları için meclis araştırması açtırmak

İkinci şartı Deniz Feneri konusunda Almanya’dakine paralel bir soruşturma ihtiyacı doğduğunda yargının önünü kesmemek.

Haydi cesaret!

DİĞER YENİ YAZILAR