AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan, dünya basınının iki ağır topundan peş peşe darbeler yedi.
İki gün önce New York Times gazetesi, seçimde AKP’nin ulaşmaya çalıştığı hedefin Türkiye’ye iyilik getirmeyeceğini iddia etti.
Dün de İngiltere merkezli finans ve siyaset dergisi The Economist, sık görülmeyecek açıklıkta bir duruş sergileyerek başmakalesinde “Biz Türklere CHP’ye oy vermelerini tavsiye ediyoruz” diye yazdı.
Tahmin edileceği gibi Başbakan bu çağrıya çok sinirlendi. Konya mitinginde The Economist’in pervasızlık yaptığını öne sürdü.
“Dergi AK Parti’ye oy verin dese buna da karşı çıkardık” diye bağırdıktan sonra CHP’yi kendi üslubu ile yerin dibine batırma fırsatını kaçırmadı:
“Biz CHP’yi sadece Türkiye’deki çetelerin projelerinin parçası biliyorduk. Uluslararası çetelerin de projesiymiş!”
Hemen belirtmek zorundayız ki The Economist AKP’ye ve Erdoğan’a husumet besleyen bir yayın organı değil. Hatta şimdiye dek takdirini hep Başbakan Erdoğan’dan yana kullanmıştır.
Diktatörlük uyarısı
Örneğin 2007 genel seçiminden önce, tırmanan İslâmlaşma ile ilgili kaygıları AKP icraatının haklı çıkarmadığını savunarak Türk halkını AKP’yi yeniden seçmeye çağırmıştı.
O döneme ait arşivlerde dün, Başbakan’ın söylediği gibi halkı AKP’ye oy vermeye çağıran dergiye karşı AKP’den bir tepki açıklaması olmuş mu diye aradık ama bulamadık.
Başbakan Erdoğan’ın uluslararası komplo şüphesine gelince...
Dünya basınının iki büyük ve saygın kuruluşundan gelen sesler, hemen hemen aynı uyarıyı yapıyor.
AKP seçimden, anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu elde eden bir iktidar olarak çıkarsa Türkiye diktatörlük, Tayyip Erdoğan da diktatör olacaktır! Açık açık söylenen budur!
Çünkü Türkiye’de demokrasiyle ilgili kaygılar dini kaygıların önüne geçmiştir. Yargı ve orduya karşı yürütülen operasyonlardan sonra Erdoğan’ı frenleyecek mekanizma kalmadı.
Rejimin özgürlük performansını ortaya koyan kıyaslama bizi dünyaya rezil ediyor: “Türkiye’de Çin’dekinden daha fazla sayıda gazeteci hapiste!”
Komplo mu, uyarı mı?
Uluslararası medya, Erdoğan’ın gönlündeki aslanın “başkanlık” olduğunu da bilerek Türkiye’de demokrasinin tehlike yaşadığını belirtiyor.
Seslendirilen çare, ilk kez duyulan bir yol değildir. Aklın yolu bir demişler.
Bugüne kadar yalnız bu sütunda değil daha pek çok yerde aylardır aynı kaygılar seslendiriliyor ve Türkiye’yi otokrasiye sürükleyen rüzgâra karşı benzer çareler öneriliyor.
Eğer AKP’nin aşırı güçlenmesi, sadece içerideki bir kitleyi değil, dünyanın siyasi ve mali eliti olan kitlesine hitap eden medya organlarını da endişeye sürüklemişse Başbakan uluslararası komplolar vehmederek kendini avutmaya çalışmasın.
Doğru teşhis şudur: Başbakan, başarılarla örülmüş bir yenilgi yaşıyor!
Önümüzdeki seçimi de kazanacağına dair işaretler korku yaratıyor.
Bu coğrafyanın ruhunu bilen bir filozof olan Halil Cibran “Hırs yönetimsiz kalırsa, kendi sonunu getirinceye kadar yanacak bir aleve benzer” demişti.
Kimse Tayyip Erdoğan’ın hırslarını terk etmesini beklemiyor.
Ülkenin ve kendisinin esenliği için istenen, hırslarını aklın yönetimi altına almasıdır.
Hırs ve akıl
Haberin Devamı

