Hile önlenmeli!

Haberin Devamı

“Türk’ün aklı sonradan gelir” türünden sözleri ırkçı takıntılar yansıttığı için sevmem.

Ama kültür kodlarımızla ilgili bir sorunun varlığı kendini çok sık belli ediyor.

Öyle olmasa CHP’nin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı başvuru referandum haftasına kalmaz, önceden yapılırdı.
Çünkü çare aranan sorun yıllardır var. Özellikle 2007 seçiminden beri muhalif seçmenlerin beynini kurt gibi kemiriyor...

Konumuz seçim hilesi..

Sandığa oyların girişi ile başlayıp ilçe ve il seçim kurullarından YSK’ya gidene, bilgisayarda toplama işlemi tamamlanana kadar her aşama güvenilir olmalı.

Ama daha önce seçmen sayılarının milyonluk ters dalgalanmalar gösterdiğini, tam oylar sayılırken birkaç dakikalık elektrik kesintileri ardından sıralamanın değiştiğini unutmadık. Kimse unutamıyor.

CHP Milletvekili Atilla Kart, sandık sonuçlarının mahalle, köy, ilçe ve il düzeyinde internetten ilân edilmesi için dün YSK’ya başvuruda bulundu.

Güven duygusu şeffaf ortamda gelişir. Normal olarak tüm partilerin bu isteğe katılması gerekir. Ama büyük ihtimalle “Geç oldu, artık yetişmez” cevabı verilecektir.
Peki, lideri değişen, zihniyeti yenilenen CHP öyle bir durumda dahi hileyi önleyecek tedbiri tek başına hayata geçiremez mi?

Lâfa gelince bütün partiler “oy namustur” diyor. Halbuki bir parti bile gerçekten istese hilenin önü alınır.
Bütün sandıklarda partilerin görevlileri var. Bunlar ilk oydan son oya, sayım tamamlanıp resmi kayıt altına alınana kadar bekliyorlar.

Yapacakları şey, günün sonunda sandık tutanağının bir nüshasını alarak partiye teslim etmektir.

Asıl mesele, o gün bir dakika bile görev yerinden ayrılmayacak ve halkın oylarını kutsal emanet sayacak partilileri bulup sandık başlarına koymaktır.

Umarız bu görevliler bugüne kadar seçilmişlerdir.
Pazar günü yüz binlerce seçmen tatillerini bölüp oy verecekleri yerlere dönecekler.

Bu özveri karşılığını bulmalıdır.

Büyük sorumluluk CHP’ye düşüyor.

Çünkü hile korkusu çeken ve tedbir isteyen onlar.
Hile şikâyeti duymak istemiyoruz!

İlk görevimiz

Bağımsız olmayan yargı tarafsız olamaz ve öyle bir düzende adalet olmaz!

Adalet yılının açılışı nedeniyle Yargıtay Başkanı Gerçeker ülkenin böyle bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunu belki de son kez hatırlattı.

Ayrıca referandumun özünü, yüksek yargıyı siyasi iktidarın kontrolü altına sokacak düzenlemelerin teşkil ettiğini belirterek kamuoyunu eksik ve ters bilgilendirmelere karşı uyardı.

İktidar, devletin birbirini dengeleyen güçlerini tek elde, daha doğrusu kendi elinde toplamaya çalışıyor. Demokrasi adına yapıldığı söylenen bu hamleler demokrasiyi ortadan kaldıracak olan bir sivil diktanın tehlike çanlarını çalıyor.

İktidarın muhalif sesleri susturmak için başvurduğu yöntemler, gözü, kulağı ve vicdanı olan herkesi korkutmalıdır.

Yargıya ve adalete hükmeden bir siyasi iktidarı durdurmak, çocuklarına karşı sorumluluk duyan herkesin borcudur.
Bağımsızlığını siyasete kaptıran kurumların ne hale düştüğüne YÖK ibretli bir örnektir.

Seçme sınavlarındaki rezaletler ayyuka çıktı. Halbuki ÖSYM ülkenin düzgün işleyen adil ve dürüstlüğüne güvenilen en sağlam kurumlarının başında geliyordu.

YÖK’ü yok eden tecavüz tutkusu şimdi hedefine yargıyı koymuştur.

Pazar günü görevimiz yargıyı korumak şuuru ile hareket etmek olmalı!

DİĞER YENİ YAZILAR