Hey uyanın!

Haberin Devamı

Başbakan’ın doğası ve sağlık sorunları, onun sakin ve iyimser bir ortamda yaşamasını gerektiriyor.

Gerginlik sağlığını bozuyor. Sağlığının bozulması asabını etkilediği için barut fıçısından farkı kalmıyor.

Yani ona kötü haber vermenin riski iyice büyümüştür, o nedenle hiçbir siyasetçi ve bürokrat kendisine muhatap olmak istemiyor korkuyorlar.

Ve Türkiye’nin yönetimi ya ıskalanmış veya gecikmiş tedbirler nedeniyle aksıyor tehlikeler büyüyor.

Başbakan’ın “Kriz bizi teğet geçti hamdolsun” sözünü tarih, bir kara mizah şaheseri olarak kayda geçmiştir.

Kriz sahiden teğet mi geçti?

Hayır, delip geçme tehlikesi fena halde tepemizde sallanıyor.

Ama tehlikeden korunmak için öncü tedbirleri almanın sıkıntısına şimdiden göğüs germek gerektiğini söyleyecek “baba yiğitler” kara borsadır.

Başbakan, Pollyanna’cı iyimserliği ile kendisini rahat ettiren ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’ten başkasına kulak vermek istemediği için kimse Türkiye’nin IMF ile bir stand-by anlaşması yapmazsa ciddi zorluklarla karşılaşacağını ona söyleyememektedir.

Eskiden Tayyip Erdoğan’ı uyarmaktan çekinenler Abdullah Gül’ün kapısını çalarlardı. Gül Çankaya’ya çıktığından beri Türkiye’nin alârm sistemi çalışmıyor!

Önceki gün TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, kurumundan ziyade ruhundaki bağımsızlıktan aldığı cesaretle reel sektör ve finans sektörünün yöneticilerine şu çağrıyı yaptı:

“Açık ve net olmanız gerekiyor. Politik olmanın gereği yok... Her şeyden önce talepkâr olmalıyız ki karar alıcı konumunda olan insanlar da gerçekten bu konudaki aciliyeti hissedebilsinler!”

Ertürk bu sözlerle iş adamlarına “İktidara yaranmak için zaman kaybetmeyin, kimseyi kandırmayın. Başbakan’ı hayal âleminden uyandırmakta geç kalırsanız yanarsınız” demek istiyor.

Keşke dediğini yapacak birileri çıksa.

Ama zor. Bıçak kemiğe dayanmadan bu uyarı görevini yapacak iş adamı ve kuruluş yoktur Türkiye’de.

Mecburiyet kapıya dayandığında ise korkarız ki hiçbir tedbir işe yaramayacaktır.

Başbakan’ın hıncına muhatap olmanın korkusu, görüldüğü gibi artık iktidarı korumuyor, tersine altını oyuyor.

Ve hepimizi bu kayba ortak ediyor!

Bu egoizmle zor

Politikal Researcher Strateji Geliştirme Merkezi tarafından yapılan anket, A&G şirketinin bulgularını bütünlüyor.

A&G’ye göre iktidar partisinin net oy oranı yüzde 22,8’e gerilemiş, kararsız seçmenler yüzde 37,3 oranı ile tavanı delmişti.

Bunun sebebi Politikal Researcher’ın sonuçlarında ortaya çıktı:

Vatandaşın gündemi ekonomik kriz, doğal gaz zammı, yolsuzluk iddiaları ve terör olayları sırasıyla dizildi.

Halkın büyük kesimi AKP’yi temiz ve dürüst görmüyor. İktidar mensupları hakkındaki yolsuzluk iddialarına inananların oranı yüzde 61,4 bulunurken, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğine inananlar yüzde 77,6’ya dayandı.

Halk, yolsuzlukların temelindeki zaafiyetin dokunulmazlıklar olduğunu isabetle saptamıştır.

Şimdi AKP ya bu gerçeğin emrini yerine getirecek ya da görmemekteki ısrarının bedelini ödeyecektir.

Peki yüzde 37,3’e vuran kararsızların muhalefet partilerine yüklediği sorumluluk ne zaman fark edilecek?

Değişim fırsatını değerlendirmek için gereken fedakârlığa sırtını dönen bencillik ne zaman ve nasıl yenilecek?

DİĞER YENİ YAZILAR