Amerikan gizli belgelerinin düne kadar sadece onda biri gün
ışığını çıktı.
Aylar ve belki yıllar boyunca bir çamur deryasının kıyısında oturacağımız bellidir.
Dileyelim ki temizlenmemize vesile olsun!
Gizli belgeler yüzünden en çok başı ağrıyacak ülkenin Türkiye, hesap vermesi beklenecek olan yönetimin de AKP iktidarı olacağı şimdiden görülüyor.
Başbakan Erdoğan dün Libya’ya hareketinden önce “İthamlar ağır ne diyorsunuz?” diye soran gazetecilere belgeleri yayınlayan internet sitesi WikiLeaks’i “ciddiyeti şüpheli” diye kötüledikten sonra şunları ekledi:
“Şu anda sadece eteklerdeki taşların dökülmesini bekliyoruz. Ondan sonra gerekli açıklamaları yaparız.”
Oysa çağdaş lider, bir gün bile şüphe altında yaşamaya razı olmamalı.
Yolsuzluğa ilişkin iddialar belgelerden ziyade duyumlara dayanıyor olabilir. Ama madem ki bu iddialar daha önce halk arasında dedikodu olarak dolaşan söylentileri diplomatik rapor konusu yapmıştır; Başbakan konuşmak için son taşların döküleceği güne kadar beklememelidir.
Yalanlama inandırmalı
AKP iktidarının yargı, medya ve orduyu baskı ve saldırı hedefi olarak seçtiğini tespit eden elçilik raporlarının medya ayağını doğrulayan bir istihbarat, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e ağır bir suç isnat ediyor.
Doğan Medya’ya karşı vergi davaları yoluyla yürütülen saldırının siyasi bir planın parçası olabileceği belirtildikten sonra Bakan Şimşek’in iki yıl önce Londra’da uluslararası yatırımcıların katıldığı bir toplantıda şu sözleri sarfettiği aktarılıyor:
“Elinizde Doğan hissesi varsa satın. Çünkü Doğan diye bir şey kalmayacak!”
Çok ağır bir suçlamadır bu.
Maliye Bakanı Şimşek dün hemen bir yazılı yalanlama yayınlamak suretiyle doğru bir iş yapmıştır ama yeterli ve tatmin edici olmamıştır sözleri.
Bakan’ın açıklaması iddiayı “akıl ve mantıkla bağdaşmayan hayal ürünü ifadeler” diye niteliyor. Hayal ürünü olan nedir; böyle bir toplantı mı olmadı, böyle bir söz mü söylemedi? Açıklaması gerekiyor.
Aydınlanması aciliyet taşıyan bir iddia da Başbakan Erdoğan’ın gizli takvimi olduğu konusundaki değerlendirmedir.
Gizli gündem ve şeriat
Amerikan raporlarına göre Başbakan’ın “ehliyetsiz danışmanlar”la yürüttüğü dış politika Türkiye’yi AB üyesi olmayacak İslâmcı bir geleceğe sürüklüyor.
Ankara’daki ABD Elçiliği 2007 seçimleri arifesinde yaptığı araştırmada Tayyip Erdoğan’ın gizli gündemi bulunduğuna dair kanıtlar elde etmiştir.
Peki bu kanıtlar neyin habercisi?
Konuyla ilgili gizli belgede, iktidarın işlem ve eylemlerinin “Türkiye’ye şeriat getirme ihtimalinin düşük” olduğu sonucuna varılıyor.
Aklı başında hiç kimse “Oh ne iyi; şeriat ihtimali düşükmüş” diye teselli bulamaz.
En azından üniversitedeki türban krizini çözme zemini oluşurken AKP iktidarının bununla yetinmeyip şapkadan tavşan çıkarır gibi türbanı ilköğretime indirip tüm kamuya yayma niyetini açığa vurması bile bir “gizli gündem”in varlığını kanıtlıyor.
Başbakan yabancı istihbarat raporlarına geçmiş bu şüpheyi silmek zorundadır.
Şeriat rejim için ölümcül bir tehlikededir. “İhtimal düşük” diye teselli aranmaz.
WikiLeaks belgeleri bakalım yargının savcılarımızın dikkatini çekecek mi?
Sahte bir hahamın iddialarını siyasi tarihimizin en büyük davalarından birine temel yapan savcılar, diplomatik belgelere herhalde takipsizlik veremez!
Hesap zamanı
Haberin Devamı

