Ergenekon’un gözaltı ve tutuklamaları ile sahte hahamın şantaj ve suçlamaları uyum içinde dans ediyor.
Yaşanan devlet terörü düne kadar “sıra kime gelecek” diye huzuru kaçan asker-sivil yönetici kadroları ve siyasete düşünce üretimi yoluyla katılan insanları korkutuyordu.
Ama olay yavaş yavaş o çerçeveyi aşıyor. Fethullah Gülen hareketinin bu senaryoda etkin rol oynadığına dair şüpheler büyüyor.
“Fethullah Hoca intikamını alıyor. İktidar da işine geldiği için frene basmıyor” teşhisine hak veren işaretler çoğalıyor.
Devlet televizyonunun dört saat bir firariye tahsis edildiği dünyada görülmemiştir.
Bu zamanı iftiralar ve şantajla değerlendiren sahte haham, devlete millete hizmet etmiş insanlardan esirgenen saygı ve anlayışın katmerlisi ile yüceltilmiştir.
Gönderilmiş gibi
Güney’in daha ilk dakikada uyandırdığı “Bu adamı hangi gizli servisler doldurdu acaba?” sorusuna cevap oluşturabilecek bir değerlendirme geldi dün.
Tuncay Güney’i sorgulayan Emniyet Amiri Ahmet İhtiyaroğlu, savcının isterse çok yararlanacağı bir gözlemini şöyle aktardı:
“Bu kadar çok şey bilen, bu kadar kolay anlatan ve bu kadar evrak bulunduran bir adam bana normal gelmedi. Anlattıklarına inanmıyorum. Sanki bize bazı şeyler anlatması için gönderilmiş!..”
Sorgu sırasında Tuncay Güney, Fethullah Gülen örgütü ile bağlantı içinde olduğunu kabul etmiş, Hoca ile ilgili sorular karşısında da tedirgin olmuş ve terlemiş.
Sorgucu Ahmet İhtiyaroğlu çok önemli bir tesbit yapıyor:
“Bana, Fethullah Gülen oluşumu tarafından Ergenekon yapılanması içerisine yerleştirildiğini ve Ergenekon’un basın işlerinden sorumlu olduğunu söyledi!”
Eski Türkiye değil
Ürettiği fitne fesatla ülkenin altını üstüne getiren Güney’in sorgucu polis amirini de yanıltmış olması ihtimali az değildir ama Türkiye’nin sürüklendiği Ergenekon adlı sıtma nöbetindeki Fethullah Gülen etkisi hiç gözden kaçırılmamalıdır.
Amerika’da yayınlanan Middle East Quarterly adlı düşünce dergisine yazdığı makalede Türkiye uzmanı Rachel Sharon Krespin şu tesbiti yaptı:
“Türkiye artık AKP’nin yedi yıl önce devraldığı laik ve demokratik ülke değil.”
Peki bu değişimin arkasında hangi güçler var?
Türkiye uzmanı yazar şöyle tarif ediyor:
“AKP’nin etkili siyasi makinesinin yanı sıra Gülen’in liderliğindeki tarikat!..”
Ergenekon davası sürecini sahte hahamların, iddianameyi alkışlarla karşılayan sahte demokratların etki alanından kurtarmak gerekiyor.
“Devletin yumuşak karnı burası” diye rejim muhaliflerine yargının üstüne gitmeleri için cesaret verilmemelidir.
Bunun yolu, Ergenekon davasının hızlı ve etkili çalışan adil bir mahkeme bulmasıdır.
Yargı ülkeyi kuşatan bu korku ve kutuplaşma havasını dağıtacak şekilde gücünü göstermelidir.
Güven ve ümit geri gelmelidir!
Herkes uyansın!
Haberin Devamı

